Adını ilk âyetinden alır. Mushaf ve tefsirlerin çoğunda Felak adıyla anılır. Allah Rasûlü’nden gelen sahih rivayetlerde ilk âyetinin tamamıyla isimlendirilmiştir. Sûre, ikizi olan Nâs ile birlikte “sığındırma” vurgusundan dolayı Muavvizeteyn olarak da adlandırılmıştır.Sûre, ikizi olan Nâs sûresi gibi Mekkîdir. Üslubu ve muhtevası bunu teyit eder. İbn Abbas’tan Ebu Sâlih yoluyla gelen bir rivayette Medenî olarak gösteriliyorsa da, Küreyb yine aynı kaynaktan bunun tam aksi bir rivayet nakleder. Başta İbn Abbas’ın talebesi Ata ve İkrime olmak üzere Hasan el-Basrî de sûrenin Mekkî olduğu görüşündedirler. Medine’de bir Yahudi’nin Rasulullah’a yönelik sihir girişimini sûrenin nüzul sebebi saymak, bu yanlış kanaate yol açmıştır. İlle de bir nüzul sebebi aranacaksa, bu müşriklerin Allah Rasûlü için söyledikleri “büyülenmiş bir adama uymuş olursunuz” (68:47) iftirasının bir benzeri olmalıdır. Ve Kur’an bu tür isnatları kesin bir dille reddetmiştir. Allah Rasûlü’nün sihre maruz kaldığını söyleyen her türlü rivayet bu ilke ışığında değerlendirilmelidir. Hz. Osman tertibinde sûre Fil-Nâs arasında yer alır. Bu durumda sûreyi risaletin 3. yılına yerleştirmek gerekecektir.Felak, tüm ilk sûreler gibi muhatabını İnşâ edici sûrelerin başında gelir. Emir tekrarı (kul: de ki) isteyerek başlaması, zımnen “Ey muhatap seni İnşâ edeceğim” vurgusunu taşır. İnsan iradesinin görünmeyen ve bilinmeyen tarafından esir alınma tehdidine karşı muhteşem bir formül sunar: Rabbe sığınma (isti’âze). Aynı zamanda bu, Cahiliyyenin bir tür “kötülük tanrısı” yerine ikame ettiği şeytan ve cin tasavvurunu reddir. Sûre bu yönüyle icat edilmiş ve icat edeni esir alan korkuların terbiyesine dairdir (Bkz: 63:6, not 8). Sûre, zımnen görünmeyen ve bilinmeyen varlıklardan korkmayı, insanın Allah’la ilişkisindeki zafiyetine bağlar. Allah’ın görünen ve görünmeyen, bilinen ve bilinmeyen tüm varlıkların da Rabbi olduğunu vurgular. Muhatabından, tüm varlıkların şerrinden Rabbe sığınmasını ister (2). Sûre, görünmeyen ve bilinmeyen karşısında Allah’tan başkasına sığınmayı zımnen dışlar ve reddeder. Zira müşrikler cinlere sığınırlardı (63:6).Sûre, iman eden insana, yalnızca cin ve şeytan gibi görünmeyen ve bilinmeyen dünyalara dair vehme dayalı korkulardan değil, aynı zamanda “hasetçinin hasedi” gibi zararlı duygulara karşı da sığınak ve barınak olarak Rabbe sığınmayı öğütler. Zira Allah mü’minin en büyük sığınağıdır.