“Yarılma, parçalanma” anlamına gelen İnşikâk adını sûre ilk âyetinden alır. Sûre Mekkîdir. Muhtemelen boykot döneminin zirvesine veya hemen sonrasına aittir. Zira, 6, 13-14 ve 20-24. âyetler, mü’minlerin acı çektiklerine, kâfirlerinse zulüm yaptıklarına işaret eder. Sûrenin ana mesajı şudur: Bu hayatın bir de öteki yüzü vardır. Herkes yaptığının hasılatını derecek, tüm yollar Allah’a çıkacaktır: “Sen ey insanoğlu! Evet evet, hayat yolunda son sürat yeldirdikçe (ister istemez) Rabbine doğru yol alan sen, sonunda O’na kavuşacaksın!” (6)Kur’an’ın kendine özgü üslubu, Son Saat ve Kıyametle ilgili âyetlerde de kendini belli eder. Bunları maddeler halinde şöyle özetleyebiliriz:1) Korkunç, dehşetli ve azametlidir: şerha şerha yarılma (inşikâk), toz duman olma (intisâr), bürüyüp kuşatan (ğâşiye), korkunç olay (vâkı‘a), muazzam haber (nebeun ‘azim), öldürücü çığlık (sayha), yerle bir eden sarsıntı (racfeh, zelzele), içini boşaltan (ba‘sera)…2) Şeffaf ve dakiktir: Zerre kadar (miskâle zerratin), un ufak edici (hebâen munbessen), atılmış pamuklar gibi (ke’l-‘ihni’l-menfuş), uçuşan kelebekler gibi (ke’l-ferâşi’l-mebsus)…3) Genellikle belirsiz (nekira) gelir: Anlatılanların eşsiz, benzersiz ve hayal edilemezliğini ifade eder: o akıl almaz gün (yevmeizin), tarife sığmaz bir ürperiş (hâşi‘atun), anlatılamaz bir kayıp (hâsiratun) gibi…4) Genellikle fiiller faile bina edilmeyerek ya mutavaat ya da meçhul kipiyle gelir: İnfetarat, inşâkkat, inkederat, ikterabet, irtekıb, hukkat, muddet, zulzilet, hummilet, dukket, busset, ruccet, tumiset, furicet, kuvvirat, suyyirat, uzlifet, fetarat… Müfessirler bu ibarelerin failini Allah olarak takdir etmişler ve bunu da “Faili o kadar bellidir ki söylemeye bile gerek yoktur” şeklinde açıklamışlardır. Fakat faili bunlardan daha açık ve kesin olan fiiller Allah’a nisbetle kullanılmıştır: Allâhu hâliku kulli şey’, vallahu yerzuku, er-Rahmân ‘alleme’l-Kur’an, halaka’s-semâvât, nezzele’l-Kur’an gibi. O halde burada Kur’an’a özgü bir üslûp söz konusudur (Bkz: el-İ‘câz, 240-243).Bu üslûp şu hakikatleri ifade eder: olaylar ilâhî yasalar gereği kendi iç dinamikleriyle gerçekleşecek, sistem fıtratındaki emri uygulayacak, dışardan bir emre gerek duymayacaktır.Sözün özü: Kâinatın müstesna yolcusu insan, yolun sonunda kendi tercihinin sonuçlarıyla baş başa kalacaktır. Sûrenin son mesajı, “kendi düşen ağlamaz”ın Kur’ancasıdır.