Sûre, “boşama/boşanma” anlamına gelen Talâk ismini ilk âyetinden alır. Sûrenin bu adla anılması zaman içinde gerçekleşmiştir. Abdullah b. Mes’ud, muhtevasına atfen “Kısa Nisâ” diye isimlendirmiştir.Sûrenin iniş zamanını tam tesbit zordur. Sûrenin 1-7. âyetlerinin Bakara 228-234’ün açılımı olduğu gerçeğine İbn Mes’ud’un isimlendirmesini de ilave edersek, bu sûre, Bakara ve 4. yıla ait Nisâ’dan, hatta zımnî bağlantı içinde olduğu Ahzab’dan (49. âyet) önce inmiş olamaz. Ahzab ile benzerlik, Allah Rasûlü’ne hitapta da görülmektedir (Krş: 106:50 ile 107:1). Bu durumda sûreyi hicrî 5 veya 6. yıla tarihlendirebiliriz.Sûrenin iki maksadı vardır: Birincisi boşanan kadının mağdur olmasını önlemek, çok daha derinde, güçsüz olanı güçlünün zulmüne karşı korumaktır. İkincisi, boşanma iddetiyle hem nesil emniyetini temin etmek, hem de boşananlara yönelik muhtemel bir bühtan ve iftirayı önlemektir.Vahiy karşıt cinsleri birbirlerine “sükunet” telkin eden iki unsur olarak takdim eder. Ne ki, bu bir amaçtır ve bu amaç ancak “sevgi” ve “merhamet” ile gerçekleşir (88:21). Nikâh bağı, bu ilişkinin meşruiyetini temsil eder. Ancak çiftler arasında tabii meyil bitmiş ve nikâh bağını çözmek kaçınılmaz olmuşsa, buna da ‘kerhen’ izin verir. “Boşama/boşanma” anlamına gelen talâk, işte bu iznin adıdır.Boşanma hayatın acı gerçeğidir. Vahiy bu gerçeği görür, fakat mağdur üretilmesinin önüne de set çeker. Özellikle de, erkeklerin boşama yetkilerini kadının aleyhine kullanarak kadınları mağdur etmelerinin önüne... Sûre 1-7. âyetlerinde boşanma müessesesini düzenler. Vahiy, bu acı gerçeği tadan taraflar üzerinden tüm zamanların darda kalmışlarına müjde verir: “Kim Allah’a karşı sorumlu olduğunu bilirse, O onun için bir kapı aralar ve hiç beklemediği yerden onu rızıklandırır” (2-3).Sûrenin son bölümü, dünya ve âhiret saadetinin anahtarını barındıran vahye ve onu bize taşıyan risalet kurumuna dairdir (8-11). Eğer bir akıl, Allah’ın boşanma gibi beşerî bir alana müdâhalesini anlamakta zorlanırsa, ona göğü ve yeri kendisi için yarattığı insanı Allah’ın boş bırakmayacağı hatırlatılır (12).Sözün özü: insan Allah için, kendi haline bırakılmayacak kadar önemlidir.