Sûre, “balarısı” manasına gelen adını 68. âyetinden alır. Zımnen şunu söyler: Ortalama ömrü birkaç ay olan arının bir yaratılış amacı olsun da, ilâhî bir şaheser olan insanoğlunun bir yaratılış amacı olmasın mı?İlk tertipler Kehf-Nûh arasına yerleştirir. Bu, sûrenin Mekke döneminin sonlarına doğru nâzil olduğu anlamına gelir. En’âm’dan sonra indiği kesindir. Zira 118. âyetteki “sana daha önce aktardığımız” ibaresi En’âm 146’ya atıftır. İniş dönemini, Osman b. Maz’un’un imanına vesile olan sûre olduğunu öğrendiğimiz İbn Hanbel rivayeti de teyit eder. Fakat, bizce zayıf olmakla birlikte, bu sahabinin Erkam’ın evinde iman ettiğine dair rivayetler bulunduğu da gözden ırak tutulmamalıdır. el-Burhan sahibi 40. âyete kadar Mekkî, gerisinin Medenî olduğunu iddia etmiştir. İbn Abbas’tan son üç âyetinin Medenî olduğu rivayeti de nakledilmiştir. 6. sûrede uyguladığımız kriterler bunu doğrulamaz. Bu, sûrenin konu bütünlüğünden ilk bakışta da anlaşılabilir. Hicretten söz eden 41 ve 110. âyetleri, hicret öncesinde indiğini gösterir. Sabrın en yoğun işlendiği surelerden olması, bunu teyit eder (41-42, 95-96, 110, 126, 127). Peygamberliğin 11. yılına yerleştirilebilir. Sûre, muhatabında sorumluluk ahlâkı inşâ eder. Baştan sona insanın Allah, insan ve tabiatla olan ilişkisini işler. Sûredeki hitap çok üst perdeden bir hitaptır: “Eğer Allah insanları zulümleri nedeniyle hemen cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde bir tek canlı bırakmazdı” (61). Bu hedefi gerçekleştirmek için doğru bir Allah tasavvuru inşâ eder (Msl: 62, 74, 86). İnsanı çevresindeki varlıkların amacını düşünmeye davet eder (12, 13, 14, 65, 67, 69, 79). İnsanın yeryüzündeki fizikî hayatı için gerekli olan tüm donanımın Allah tarafından yaratıldığı vurgulanır. Dahası, mânevî ve ahlâkî donanımdan mahrum bırakılmadığı ima edilir (Msl: 5-16, 48-50, 65-69). Bu donanımın kullanım kılavuzu olarak vahye dikkat çeker (2). Peygamberlik kurumunun amacının insanın Allah’ı ve eşyayı yanlış anlamasını önlemek olduğunu ihsas eder (36). Sahte ve çarpık bir ‘kader’ inancının ardına saklanarak kişisel sorumluluğu kurnazca inkâra kalkışanların maskesini düşürür (35).Evrensel doğru, iyi ve güzele ulaşmak için bireysel ve sosyal ahlâkî ilkelere dikkat çeken sûre, doğruları savunmanın her zaman ve zeminde geçerli olan usulünü şöyle ortaya koyar:“RABBİNİN yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et; ve onlara (karşı) öyle bir mücadele yöntemi ortaya koy ki, o en güzeli, en etkilisi olsun!” (125)