Allah’ın “otorite ve egemen” oluşunu ifade eden Mulk adını sûrenin birinci âyetinden alır. Kadim tefsir ve hadis kaynaklarında, bu isimle yer alır. Bir rivayete göre sahabe bu sûreye Mani‘a (engelleyen) adını vermiştir (Taberânî). İtkân’da, Munciye (kurtarıcı) ve Vâkıye (koruyucu) diye de isimlendirildiği rivayet edilir. Kimin kullandığı bilinmeyen bu sözde isimler, sûrenin âhirete ilişkin içeriğinden neşet etse gerektir.Sûre Mekke’de inmiştir. Mekkî sûrelerin tipik özelliği olan belâgatı önceleyen ses yapısıyla dikkat çeker. Sûre konu itibarıyla bir bütünlük teşkil eder. Bu, bazı âyetlerinin Medenî olduğu iddialarını geçersiz kılar. Cabir tertibinde Mü’minûn-Hâkka, diğerlerinde Tur-Hâkka arasına yerleştirilir. Bu da takriben nübüvvetin 9. yılına denk gelir. 28. âyetin Rasulullah’a karşı düşünülen suikast planını ima etmesi bu tarihi destekler.Sûre, Allah-insan-kâinat ilişkisi etrafında şekillenir. Ana fikri, insanın vahyin rehberliğine olan kaçınılmaz ihtiyacıdır. Hayat ve ölümün mahiyetine dikkat çeker. İnsan denen şaheserin neden iki dünyalı olduğu sorusuna, daha girişte cevap verilir: “O, ölümü ve hayatı hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için yaratmıştır:” (2). İnsandan, kendisini çevreleyen evrenin kusursuz nizamı üzerinde düşünmesi istenir (3-4). Zımnen söylenen şudur: Bu muazzam tabii çevrenin bir anlam ve amacı olsun da, söz konusu çevrenin kendisine âmâde kılındığı insanın bir amacı olmasın mı? Akıl ve vahiy, insana anlam ve amacını bulmak için verilmiştir. Cehennemliklerin dilinden bu hakikat şöyle dile gelir: “Eğer biz (vahyi) işitmiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, şimdi kavurucu ateşe müstahak olanlar arasında bulunmazdık” (10). Bu ikisine sırt dönen, Allah’a nankörlük yapmış olur ve nankörler cezalandırılır (13-18). İnsanı ancak sonsuz rahmet sahibi olan Allah korur (20).İnsan varoluşunu Allah’a borçludur (23-24). Borçluluk bilinci olan ed-dîn’e sırt çevirenler, hesaba çekileceği Din Günü’ne karşı uyarılır (23-27). Sûre, hakikati inkâr edenlere, bu tavırlarını sürdürmeleri halinde başlarına gelecekleri ihbar eder (28-30). 17. âyetteki “kasırga” ihbarı, Hendek savaşında; 21. âyetteki “açlık” ihbarı birkaç yıl sonra Mekke’de (Bkz: 84:10); 30. âyetteki “susuzluk ve kuraklık” ihbarı hicri 7. yılda gerçekleşmiştir. Allah Rasûlü ve sahabeden bu sûrenin önemine dair gelen rivayetler, kesinlikle sûrenin muhtevasına dikkat çekme sadedinde anlaşılmalıdır. Hicaz ekolü sûreyi 31 âyet, diğer ekoller ise 30 âyet saymıştır.