Adını 3. âyetinde geçen “ayrıntılı olarak açıklandı” anlamındaki fussılet’ten alır. Buhârî ve Tirmizî’de ilk âyetine nisbetle Hâ-mîm es-secde adıyla yer almıştır. Sûreye Akvât (10) ve Mesâbîh (12) adını verenler de olmuştur.Yedi sûrelik Hâ-Mîm ailesinin ikinci sûresidir. Ailenin diğer sûreleri gibi Mekke’de indirilmiştir. Bir önceki Mü’min sûresiyle eş ya da art zamanlı indirildiğine göre, bu sûreyi de aynı döneme yerleştirmek gerekir (Bkz. Mü’min sûresinin girişi). Allah Rasûlü, Kureyş adına kendisine pazarlık teklifleriyle gelen Utbe b. Rebia’yı sonuna kadar dinlemiş, daha sonra “Şimdi de sen beni dinle” diyerek bu sûreyi okumuş, 13. âyeti okurken Utbe “Allah hatırına kavmine merhamet et!” diyerek Rasulullah’ın ağzını kapatmaya yeltenmiş, sonunda beti benzi atmış bir halde kavmine dönüp bu hareketini de; “Siz de biliyorsunuz ki, onun her dediği gerçekleşiyor” diyerek izah etmiştir (İbn Kesir).Sûrenin ana teması iman ve inkârın tabiatıdır. Sûre indiği kritik ve zor zamanın gündemine uygun olarak inkârda direnenlere karşı uyarı ve tehditler içerir. Önyargı, aklın atıldığı kör kuyudur. Gören göz görmez, işiten kulak duymaz olur (4-5). İnsandan, kozmik ilâhî koroya kendi iradesiyle katılması istenir. Zira gökler ve yer bu koroya dahil olduklarını hal diliyle ifade ederler: “Her ikiniz ister istemez (varlık sahnesine) gelin!” dedi. İkisi birden “Bizler boyun eğerek geldik!’ dediler” (11). Onların her biri kendi işlevini üstlendi (12). Ancak irade gibi bir nimetle imtihan edilen insan buna ayak diredi. Bunun asıl nedeni, şeytanî güdülerin insan bilincini esir alarak insanın ikinci kişiliği haline gelmesiydi (25). Böyleleri gerçeği aramak yerine, gerçeğin sesini gürültüye getirerek bastırmak isterler (26). Onlar “yapageldiklerinin en kötüsüyle” cezalandırılacaklardır (27). Mü’min muhataplara, küfre dönüşmüş önyargının çelik duvarını iyi davranışla parçalama telkin edilir: “(o halde) sen kötülüğü en güzel şekilde savuştur! Bak gör o zaman, seninle arasında düşmanlık olan biri bile sanki sımsıcak bir dost kesiliverir” (34).İnkârcı insanın tutarsız ruh hali çarpıcı bir biçimde tasvir edildikten sonra, söz şu berceste âyete getirilir: “Vakti geldikçe insana, kâinatın uçsuz bucaksız ufuklarında ve bizzat kendi iç dünyasında âyetlerimizi göstereceğiz. Ta ki bu vahyin tartışmasız bir gerçek olduğu herkes için ortaya çıksın” (53).Sûreyi, Kûfe okulu 54, Medine ve Mekke okulları 53, Basra ve Şam okulları 52 âyete taksim etmiştir.