Sûre, adını 25. âyet ve devamındaki hac ile ilgili pasajdan alır. Bununla beraber hac bu sûreyle değil daha sonra inen Bakara ve Âl-i İmran’la farz olmuştur. Sûre, Hac adını daha Rasulullah’ın hayatında almış görünmektedir (Ebu Dâvud ve Tirmizî).İbn Abbas, Mücahid ve Ata 19-22 hariç Mekkî olduğu görüşündedirler. İbn Abbas, tertibinde de sûreyi Zelzele-Hadid arasına yerleştirir. Yine İbn Abbas’a dayanan Cabir b. Zeyd tertibinde hayli geç döneme, Nur-Munâfıkun arasına yerleştirilir. İbn Abbas, Dahhak ve Katade’ye isnat edilen bir başka rivayete göre sûre, 52-55 hariç Medenîdir. Müfessirlerin çoğu sûrenin Mekkî ve Medenî karışık olduğunu, fakat bunu belirlemenin zor olduğunu söylemişlerdir.Sûrenin girişi (muhtemelen ilk 24 âyeti) hem konu hem üslûp açısından Mekkî sûrelere benzer. Mukâtil, Zemahşerî ve Râzi gibi müfessirler buna dayanarak sûreyi Mekkî sayarlar. Fakat 25-41 (muhtemelen 58 ve devamındaki âyetlerle birlikte) Medine’de nâzil olmuş olmalıdır. Konusunu esas alırsak, sûrenin Mekke döneminin sonlarıyla Medine döneminin başlarında indiğini söyleyebiliriz. Bazergan, Seyr-i Tehâvvul-i Kur’an’da buna yakın bir sonuca varmıştır. Bu bize de isabetli görünmektedir.Sûre ilk 24 âyetinde, insanın ebedî istikbaline dair bilgiler vermekte ve insanı yaratılış amacına uygun bir hayatı inşâ etmeye çağırmaktadır. 25. âyetle birlikte hac konusuna girmekte ve muhataplarını dinî sembollerin sembolize ettikleri hakikatler ve asıl anlamlar üzerinde durmaya çağırmaktadır. İşin gerçeği hacla ilgili semboller, gerçek anlamlarını inananların yüreğinde bulur (32). Özellikle de kurban şiarının sembolize ettiği hakikat üzerinde sıkı durulur: “Onların ne etleri, ne de kanları Allah’a ulaşır; fakat sizden O’na ulaşan yalnızca O’na karşı gösterdiğiniz derin sorumluluk bilincidir” (37). İnsanın kökenine dair ilk pasajlarla hacdan söz eden pasajlar arasındaki örtülü bağlantı müthiştir: Hac, köklere dönmektir; baba ocağına ana kucağına geliş, insanı konuk eden ilk mekâna (beyt-i evvel) vefa ziyaretidir.78. âyetinde cihadı zaman ve zeminden bağımsız olarak “emreden” sûre (Krş: 40:52), 39. âyetinde savaşa ancak “izin verildiğini” söyleyecektir.Allah’ın gör dediği yerden bakan, şöyle bir kör tarifiyle karşılaşır: “Gözler kör olmaz, fakat asıl kör olan göğüslerde bulunan kalplerdir” (46). 49-57. âyetler arasında risalet kurumuna karşı inkârcıların aldığı tavır eleştirilirken, 58-66. âyetler, insanın geçici hayattaki mücadelesiyle ebedî hayatı arasında bağlantı kurar.