Fil adını ilk âyetinden alır. Elemtera diye de anılmıştır. Buhârî de sûreyi elemtera adıyla anar. Kurtubî’nin naklettiği bir rivayette de sûre aynı adla anılır.Sûre Mekkîdir. Ünlü tertipte Kâfirûn sûresinden sonra gelir ki bu da 2. yıla tekabül eder. Kureyş ile bu sûre arasında konu bütünlüğü vardır.Sûre, tarihî Fil Vakası üzerinden ahlâksız gücün ibretlik akıbetini anlatır. İşgalci “Fil Ordusu” (ashabu’l-fîl), egemen gücün her çağda görülen örneğidir. “Güçlüyüm, o halde haklıyım” mantığıyla hareket eder. Sûre, fil-ebâbîl zıt kutupları üzerine oturur. En iri hayvan olan fil büyük ama haksız olanı, ebabil ise küçük ama haklı olanı temsil eder. Allah, tek ve gerçek büyüktür. Güce tapınan her ahlâksız güç er ya da geç gazaba uğrar.Sûrenin tarihî bağlamı özetle şudur: Çağın iki süper gücü İran ile Bizans rekabet halindedir. Miladî 6. yüzyılın ikinci yarısı bu rekabetin kızıştığı yıllardır. Bu rekabetin gölgesi Mekke’ye de düşer. Nüfuzlu kabileler Mutayyibin ve Halif adıyla iki gruba ayrılırlar. Birinciler İran, diğerleri Bizans yanlısıdır. Hılfu’l-Fudul’ü Halif akdetmiştir. 570’lere doğru Mekke’de güçler dengesi İran yanlılarının eline geçer. O sırada, Yemen’de yönetimi ele geçiren Ebrehe (İbrahim?) isimli biri, vergi taahhüdü karşılığında Hıristiyan Habeş Krallığının, dolayısıyla Bizans’ın desteğini arkasına alır. Kuzey-Güney ticaretinden aslan payını Mekke almaktadır. Ebrehe, ticaretin eksenini Mekke’den San’a’ya kaydırmak ister. Bunun için Kâbe’ye rakip olacak bir kilise (Kulleys) yaptırır. Kilise’ye karşı yapılan bir sabotajı bahane ederek, Kâbe’yi yıkmak için fillerle donatılmış bir orduyla Mekke’ye gelir. Fil Ordusu, mahiyeti Allah’a malum bir felâkete uğrayarak amacını gerçekleştiremeden kırılır. Bu olay Mekke’nin ticaret potansiyelini kat kat artıran bir dönüm noktası olur ve Mekkeliler diğer Araplarca Ehlullah (Allah’ın ev halkı) diye anılırlar.Sûre işte bu başarısız seferi Mekkeli müşriklere hatırlatarak, onları Allah Rasûlü’ne karşı Ebrehe’nin rolünü oynamamaya davet eder. Allah’a karşı güç gösterisine kalkışmanın sonucu bellidir: “Yenilmiş bir ekine dönmek” (5) ve sap gibi ortada kalmaktır. Diğerlerinin aksine bu kıssanın tekrar edilmemesinin birinci nedeni, helâkin temelinde bir elçiyi yalanlamanın olmayışı, ikinci nedeni müşrikler bundan kendilerine pay çıkarmaya kalkışmasınlar diyedir.