Sûre “ikiyüzlüler, münafıklar” anlamına gelen Munâfıkûn adını muhtevasından alır. Tüm zamanlarda ve mekânlarda rastlanan ikiyüzlü tipin adeta psikanalizini yapar. Daha ilk nesilden itibaren bu adla anılmıştır.Medine’de inmiştir. Tebük seferinde indiği rivayetini vakıa doğrulamaz. Zira bu seferin yapıldığı 9. yılda Medine’de münafıklar etkilerini yitirmişlerdi. Münafık elebaşı İbn Ubey’in 8. âyette alıntılanan sözü, siyer ve tefsir otoritelerinin çoğuna göre Mustalikoğulları seferinde söylenmiştir. Vâkıa da bunu doğrulamaktadır. Bu durumda sûrenin iniş tarihi hicretin 5. yılı olmalıdır. Sûre Nisâ sûresinin hemen öncesine yerleştirilebilir.Sûrenin inişine neden olan olay, şöyle özetlenebilir: Mustalikoğulları seferinde Ensar’dan biriyle muhacirlerden biri arasında su sırası yüzünden kavga çıkar. Münafık elebaşı İbn Ubey bu kavgayı çirkin emellerine alet etmek için istismar ederek Ensar tarafını tutar. Muhacirlerden rahatsızlığını ifade eder ve Medine’ye döndüklerinde “şereflinin şerefsizi süreceğini” söyler. Durum Allah Rasûlü’ne haber verilince, onu çağırtarak sözün aslını kendisinden sorar. Fakat kendisi inkâr eder. Vahiy yalanını ortaya çıkarınca Rasulullah’tan özür dilemesi teklif edilir, fakat o buna yanaşmaz (İbn Kesir).Nifak, imanı ciddiye almama, “iman ahlâkından” mahrum olma olayıdır. Bu vasfıyla bir akîde problemi olmaktan daha çok bir ahlâk problemidir. En temelinde çarpık bir Allah tasavvuru ve âhirete inanamama yatar. Kur’an insanları inanç açısından üçe ayırır: Mü’min, kâfir, münafık.Sûre bir şahsiyet parçalanması olarak nifakı tarihsel atıflar ve şahıslar üzerinden işler. Onlar inandık derken yalan söylemekte, hatta yalan yere yemin etmektedirler (1-2). Nifakı içselleştirdikleri için kalplerine mühür vurulmuştur (3). Başta dış görünüş ve kıyafetleri olmak üzere, her şeyleri aldatma üzerine kurgulamıştır. En güzel benzetme burada gelir: “Onlar giydirilmiş kalaslar gibidir” (4). Onlar için af dileyen Allah Rasûlü bile olsa, münafıklar asla affa mazhar olamayacaktır (6).Sûrenin son bölümü infakla ilgilidir. İlk bakışta infakla nifak arasında bir ilişki yokmuş gibi gelse de, hem dil hem mahiyet olarak bir ilişki vardır. Bu ilişki zıtların ilişkisidir: Nifak ikiyüzlülüktür. İki yüzlü olanın tek dünyası olur. İnfak ise iki dünyalı bir imanın eseridir. Sonuç: İnfak nifakın panzehiridir.