Adını ilk âyetindeki zâriyât sıfatından alır. Kelime bu formla Kur’an’da sadece burada yer alır. Tirmizî Zâriyât olarak, Buhârî ise ve’z-zâriyât olarak anar.Sûre Mekke’de inmiştir. Tüm tertiplerde hâ-mîm ailesinin son üyesi Ahkâf’ın peşinden gelir. Boykot-hicret arasına yerleştirilebilir. Hz. Ali’den gelen bir rivayet, bu yeri teyit eder: Bazı mü’minler “onlardan yüz çevir” (54) âyetini vahyin kesilip müşriklerin helâk vaktinin gelişine yormuşlar, bunun üzerine “sen öğüt vermeyi sürdür” (55) âyeti inmiştir.Sûrenin ana fikri, insanın ve onu kuşatan tabiat ve eko sistemin anlam ve amaçtan yoksun olmadığı gerçeğidir. Bu ana fikir, sûrenin giriş kısmında (1-4, 7, 20-22) ve hassaten 56 ve 57. âyetlerinde açıkça kendini gösterir. Bu ana fikrin de eksenini yeniden diriliş ve ilâhî yargı oluşturur (5-6, 8-14). Yeniden dirilişin gerçekliği çarpıcı bir örnekle vurgulanır: “konuşma yeteneğiniz kadar gerçektir” (23).Her elçi gibi Allah Rasûlü de insanları âhirete imana çağırmıştır. Bu çağrının sahibine yönelik itirazlara cevabı vahiy vermiştir. Sûre, bu hakikati geçmişte inkâr eden toplumların helâkini gündeme taşır. Lût kavminin helâki bağlamında ele alınan Hz. İbrahim’in kıssası ve Firavun ordusunun helâki bağlamında ele alınan Musa kıssası bu cümledendir. Yine ‘Âd, Semud ve Nûh kavimleri söz konusu helâk bağlamında aktarılır.Kendi gerçeğinden kaçmaya çalışan herkese gösterilen tek açık adres vardır: “Allah’a kaçınız!” (50). İnsanoğlu bu kaçınılmaz kaçışı bir sığınışa çevirmek istiyorsa, yalnız O’na kul olmalı ve kulluğu bütün bir hayatın ekseni bilmelidir: “Ben görünür-görünmez, bilinir-bilinmez tüm iradeli varlıkları sadece Bana kulluk etsinler diye yarattım” (56). Yani görünür görünmez hiçbir iradeli varlık, bir anlam ve amaçtan yoksun yaratılmamıştır. Dışımızdaki dünyanın yaratılış amacını işleyen sûrenin sonu girişle çarpıcı bir uyum arzeder. İlk âyetlerdeki dramatik üslûpsa, akıllara kazınmış bir belgesel tadındadır.Sûrenin hayranlık verici belâgatı, Kur’an’ın kitaplara sığmayacak hakikatleri satırlara nasıl sığdırdığının olağanüstü bir örneğini teşkil eder. Tek bir pasajda birçok unsuru bir arada görürüz: Tümdengelim, tümevarım ve kıyas; teklif, teşvik, tahrik, temsil, tehdit, tekdir, tebşir, takdir, ta’ziz, telmih, tasrih, tavzih, teşrih, tafsil, ta’mik, tevil ve tefsir yöntemlerinin hepsini kullanır. Sadece ilk pasaj buna örnek olarak yeter.