Sûre ismini 50-60. âyetlerinde anlatılan aynı adlı kıssadan alır. Kıssa aynı zaman dilimine ait A’râf ve Şu‘arâ’da da yer almış olmakla birlikte, bu sûrede çok daha ayrıntılı olarak ele alınır. Sûreye adını Rasulullah koymuştur. Bunu şu hadisten öğreniyoruz: “Ebubekir bir gün Nebi’ye dedi ki: ‘Ya Rasulallah (erken) yaşlandınız?’ Aldığı cevap şuydu: ‘Beni Hûd, Vakı‘a, Murselât, ‘Amme yetesâelûn, İzeşşemsu kuvvirat ihtiyarlattı” (Tirmizî, 5/402). Sûre tüm kaynaklarda bu adla anılır.Tüm ilk nüzûl tertiplerinde Yûnus-Yusuf arasında yer alır. İbn Atıyye bu sûrede Yûnus’takinin on katı meydan okuma olduğu için, Hûd’un Yûnus’tan önce indiği görüşündedir. El-Muharrar sahibinin bu isabetli tesbiti, iki surenin ilk tertiplerdeki sırasını değiştirmemizi zorunlu kılmaktadır. Sûre, peygamber kıssalarının anlatıldığı ve sabrın telkin edildiği (11, 49, 115) boykot dönemine veya sonrasına tekabül eder. 12, 17, 114. âyetlerinin Medine’de indiği rivayetlerini, 6. sûrenin girişinde uyguladığımız kriterler onaylamamaktadır.Hûd sûresi, peygamber ihtiyarlatan sûredir. Sûrenin ana fikrini şu âyet beyan eder: “Halkı (birbirlerine) ıslah edici davrandığı sürece, senin Rabbinin haksız yere uygarlıkları helâk etmesi söz konusu değildir” (117). Küfre meydan okuyan sûreler içinde ilk sırayı Hûd sûresi alır.Hûd, Yûnus ve Yusuf’la birlikte Elif-Lâm-Râ ailesindendir. Bu sûre ile Yûnus sûresi arasında sıkı bir bağ vardır. Bu sûrede, başka konularla birlikte Hz. Nûh’un yaşadığı aile dramı da ele alınıyor. Bir önceki sûre ise hep ilâhî vahye karşı dikkafalılık eden toplumların mutlaka cezalandırılacağından söz ediyor, buna ilişkin Firavun ve toplumunun başına gelenleri aktarıyordu. Yûnus sûresi “Allah hüküm verinceye kadar sabret!” uyarısıyla bitmişti. Hûd sûresi ise Firavun ve toplumuna ilaveten, Nûh, Hûd, Sâlih, Lût, Şuayb kavimleri gibi, ilâhî vahye sırt döndüğü için cezalandırılan toplumlardan ibretler sunuyor. Cezalandırılanlar arasında Nûh’un oğlu ve Lût’un hanımı gibi, nebilerin inkârcı yakınlarının da yer alması dikkat çekicidir.Bütün bunlar göz önüne alınırsa, bu sûrenin indiği sırada Rasulullah’ın ruh hâlini şöyle tahmin edebiliriz: Allah Rasûlü, İlâhî iradeye boyun eğmek istemeyen Kureyş’e, yani serkeşlik yapan bu akrabalarına bir belâ gelir endişesi taşıyordu. Bir önceki sûre Allah Rasûlü’nün kavmi için duyduğu endişeyi daha da belirgin hâle getirmiş, bu sûredeki sert uyarılarsa Allah Rasûlü’nün iyiden iyiye telaşa düşürmüştü. Sûrenin Allah Rasûlü’nün saçlarını ağartmasının sebebi bu olsa gerektir.Her saç bir değirmende ağarır; saçını vahiyle ağartanlara selam olsun!