“Yolsuzluk yapanlar” anlamına gelen mutaffifîn adını ilk âyetinden alır. Birçok tefsir ve mushafta bu adla anılmıştır. Hadis kitaplarında ve bazı tefsirlerde sûre ilk âyetiyle anılmıştır.İlk otoriteler, kısmen ya da tümüyle Mekkî veya Medenî olup olmadığında ihtilaf etmişlerdir. İbn Mes’ud ve takipçileri sûreyi Mekkî sayarken İbn Abbas ve takipçileri sûreyi tamamen veya ilk sekiz âyet hariç Medine’de inen ilk sûre saymışlardır. Kelbî ve Cabir b. Zeyd ise sûrenin Mekke-Medine arasında indiği görüşündedir (İbn Âşûr). Bu ihtilafta en büyük rolü nüzul sebebi rivayetleri oynamıştır. Sûrenin girişindeki “yolsuzluk yapanlar” ifadesi Mekkelilere de Medinelilere de nisbet edilmiştir. Çünkü her iki şehrin kahir ekseriyeti ticaretle iştigal etmektedir. Mekkeliler al-sat ticareti, Medinelilerse ziraat ürünleri ticareti yapmaktadır.Tartışmaya açık nüzul sebebi rivayetlerine dayalı varsayımlar bir tarafa, sûre konusu, üslubu ve belâgat öncelikli yapısı itibarıyla Mekkî sûrelerin özelliklerini taşır. Tüm ilk tertiplerde Ankebût’tan sonraya yerleştirilir. Bu durumda Mutaffifîn Mekke’de nâzil olan son sûre olarak nübüvvetin 13. yılına yerleştirilmelidir. İniş nedenine dair şu rivayet, kınanan yolsuzluk ve haksız kazancı açıklamaktadır: Ebu Leheb, Mekke’ye gelen ticaret kervanlarına şu tembihte bulunur: “Muhammed’in arkadaşlarına yüksek fiyat söyleyin de bir şey alamasınlar. Bilirsiniz ki ben vefakar bir adamım.” Bunun üzerine tacirler fiyatları artırırlar, Müslümanlar açlıktan ağlayan çocuklarını doyuramaz hale gelirler.Konusu yolsuzluğu red ve adâlete davettir. Ardından sözü insanın hayatı hakkında tutulan kayıtların görüldüğü Hesap Günü’ne getirir. Bununla Kur’an, insanın dünyada yaptıklarıyla âhirette karşılaşacakları arasında sebep-sonuç ilişkisi bulunduğu hakikatine dikkat çeker. Ödül ve cezanın, fazilet ve reziletin, sorumluluk ve sorumsuzluğun, sadâkat ve ihanetin âhirette mutlaka bir karşılığı vardır (7-28). Sûrenin berceste âyeti, sorumsuz davranışların ardında kararmış bir kalbin yattığını söyleyen şu âyettir:“Yaptıkları kalplerini tümüyle paslandırmıştır!” (14)Sûre, günah bataklığına gömülen tek dünyalı inkârcıların çift dünyalı mü’minlere bakışındaki çarpıklığı dile getiren bir pasajla son bulur. Kendilerini bekleyen akıbeti istihza ile küçümseyenlerin, âhirette nasıl küçülüp gülünç duruma düşecekleri, beliğ bir üslûpla dile getirilir (29-36).