Sûre Allah Rasûlü’nün adıyla aynı olan Muhammed adını ikinci âyetinden alır. Dört sûrenin içinde Muhammed ismi geçer. Bu onlardan ilk nâzil olanıdır. Savaşa ‘ilk izin veren’ Enbiyâ 39-40’tan sonra ve savaşı ‘ilk emreden’ Bakara 191’den önce, savaş hukukunu düzenleyen ilk sûre olduğu için (4 ve 20), “Kıtal Sûresi” adıyla da anılmıştır.Medine’de inmiştir. Hicretin ardından nâzil olan sûrelerden biri, belki de birincisidir. Âyet 13’te Rasulullah’ın Mekke’den zorla çıkarılmış olmasına yapılan atıf, aynı zamanda bir dönemin kapanışının da îmâsı niteliğindedir. Sûrenin daha önce ya da daha sonra indiğine dair görüşler mesnetsizdir. Enfâl 67-69’da sözü edilen “Allah’ın önceki yazısı”ndan kasıt, bu sûrenin savaşa izin veren âyetleri olsa gerektir. İbn Abbas tertibinde Hadid-İnsan, diğerlerinde Hadid-Ra‘d arasında yer alır. Her iki sıralama da problemli görünmektedir. Zira İnsan Mekkîdir, Hadid’in nüzul tarihi ise hicrî 5. yıldan önce değildir. Sûrenin Bedir’den, hatta Uhud’dan sonra indiğini söyleyenler olmuştur. Sûreler arasındaki yerini bire bir tesbit zor görünmektedir.Sûre söze, ilâhî bir inşâ projesi olan vahye uyan kimseleri müjdeleyerek girer: “Allah onların günahlarını silecek ve tasavvurlarını ıslah ve inşâ edecektir” (2). Sûrede Allah-insan ilişkileri insanın hak ve ödevleri bağlamında ele alınır. Hakikate yönelik her tür fiilî saldırıyı püskürtmek işte bu ödevlerden biridir.Hayatı anlam ve amacından soyutlayanlar, yani ulvî bir gayesi ve dâvâsı olmayanlar, hayvana benzer (12). İnsan olanın dâvâsı olur, dâvâsı olan o yolda mücadele verir (20). Vahye inanmayanlar düelloya değil düşünceye davet edilirler: “Onlar hiç Kur’an üzerinde derin derin düşünmezler mi? Yoksa kilit üstüne kilit vurulmuş kalplere mi sahipler?” (24)Vahyin yoluna uyanların önünde sonunda galip geleceğini müjdeleyen âyetlerin ardından, sûre şu anlamlı uyarıyla son bulur: “Allah kendi kendisine yetendir, siz ise (O’na) muhtaçsınız. Sözün özü: eğer (Allah’tan) yüz çevirirseniz, sizin yerinize başka bir topluluk getirir de, onlar sizin gibi yapmazlar!” (38) Yani hiçbir varlık Allah için vazgeçilmez değildir, fakat Allah tüm varlık için vazgeçilmezdir.Sûreyi Kûfeliler 38, Basralılar 40, diğer ekoller 39 âyet saymışlardır.