Mücâdile adı, hakkını aramak için “tartışan kadını” ifade eder. İlk âyetindeki tucâdilu fiilinden mülhemdir. Sûre Mucadele olarak da adlandırılmıştır. Bu durumda anlam “tartışma” olur. Fakat sûreye adını veren ibârenin bağlamı, mucâdile adını doğrudan destekler.Bir bütün olarak Medine’de inmiştir. Aksi iddialar varsa da, 6. sûrenin girişinde uyguladığımız kriterler bunu doğrulamamaktadır. Ahzab 4. âyet zıhar türü boşamayı dışladığına göre, bu sûre Ahzab’dan önce inmiş olmalıdır. Buna göre sûrenin, yaklaşık olarak hicri 4. yılın sonunda veya 5. yılın başında indiğini kabul edebiliriz. Tüm tertiplerin sûreyi Munâfıkûn’un ardına yerleştirmesi bu sonucu teyit eder.Sûre, İslâm öncesi dönemde gelenekleşmiş bir haksızlık ve ayrımcılık örneği üzerinden kadına yönelik zulmü reddeder. Bu, eşi anne yerine koyarak onu haklarından mahrum bırakma geleneği olan zıhar’dır. Bu tür haksız uygulamaları yaşanmış bir örnek üzerinden mahkûm eden vahiy, uygulamayı sürdüren kimseye ceza olarak keffaret yükümlülüğü getirir (1-6).Müteakip pasajda, rahatsız edici veya istismara açık “özel görüşme, gizli oturum” veya “kulis yapma” anlamına gelen necvâ alışkanlığı yerilir ve caydırıcı bir cezâî müeyyide olan “zorunlu sadaka” uygulaması devreye sokulur (7-13). Medine’de, özellikle Yahudiler ve münafıklar arasında yaygın olan bu tür “görüşme” ve “oturum”ların önüne set çekilir (14-17).Sûrenin son pasajı, İslâm cemaatine düşman olanları sırdaş ve yoldaş edinmekle alâkalıdır. Mü’minler bundan men edilerek, bunun ikiyüzlülük olacağı ima edilir. Allah’a inanıp güvenen birinin en yakın akrabaları dahi olsa, onları Allah’ın ve Elçi’sinin dostluğuna tercih etmemesi gerektiği vurgulanır (22). Böylece, mü’minler topluluğu içindeki çürük meyvelerin ayıklanması amaçlanır. Onlardan bazıları, Allah Rasûlü’ne karşı suikasti bile düşünebilmişlerdir.Medine ve Mekke okullarının taksimatına göre sûre 21 âyetten, Basra, Kûfe ve Şam okullarının taksimatına göre 22 âyetten oluşmuştur.