Câsiye sûresi “diz çöken” anlamına gelen adını 28. âyetinden alır. İnsanoğlunun önünde sonunda Allah’ın sonsuz gücü ve yüksek iradesi karşısında diz çökmek zorunda kalacağını ifade eder. Sûre Şeriat ve Dehr adlarıyla da anılmıştır.Hâ-Mîm ailesinin altıncı üyesidir. Ailenin diğer üyeleri gibi Mekke’de inmiştir. Sıra, zaman ve muhteva olarak bir önceki Duhân sûresini takip eder. Tüm ilk tertipler bu sûreyi Ahkâf’ın önüne yerleştirir. Dolayısıyla ailenin diğer üyeleri gibi boykot sırasına veya sonrasına tarihlendirilebilir. İbn Abbas’a nisbet edilen 14. âyetin Medine’de indiği rivayetini iç ve dış bağlam desteklemez. Bu rivayet yine İbn Abbas’tan gelen daha sahih bir rivayetle de çelişir. Sûre konu olarak bir iç bütünlüğe sahiptir.Sûre nihâî yargıya imanı, yani kişide eylemlerinin sorumluluğunu üstlenecek bir bilinç inşâsını hedefler.İlâhî bir inşâ projesi olan vahye, onun ilâhî kaynağına ve taşıdığı mesajlara atıfla başlar (1-11). Vahye sırt dönenler, varlığı bir emanet olarak göremeyen nankörlerdir. Dolayısıyla nihâî bir yargı gününün olmadığını düşünmektedirler (12-15). İsrâiloğulları kıssası bir önceki sûrede kaldığı yerden devam eder (16-17) ve Yahudileşme süreciyle âhirete iman arasındaki ters orantıya dikkat çekilir. Söz Kur’an vahyinin amacına getirilir: “Bu (vahiy) insanlık için bir bilinç kaynağıdır” (20). Bu kaynaktan uzak duranı bekleyen tehlike dile getirilir (23-15). Son Saat’in ve nihai yargının, dolayısıyla ilâhî hakkaniyetin gereği olan ödül ve cezanın kaçınılmazlığı ifade edilir (24-35).Sonsöz: İnsan tüm varlığını azamet sahibi Rabbine borçlu olduğunu aklından çıkarmamalıdır (36-37).Kûfe sayımına göre 37, diğerlerine göre 36 âyettir. Âyet sayısındaki farklılık, Hâ-Mîm harflerinin bağımsız bir âyet sayılıp sayılmamasıyla alâkalıdır.