Sûre adını 98. âyetinden alır. Yûnus Nebî (MÖ. 860-784) bir Asur kenti olan Ninova’ya gönderilmiştir. Tefsirlerde ve rivayetlerde bu adla yer almıştır. Sâffât’ta Yûnus kavmi daha fazla yer almasına rağmen bu adı almamıştır. Bunun gerekçesi sûreye adını veren âyette saklıdır: “Yûnus’un kavmi dışında (azabı hak ettikten sonra) iman edip de imanından istifade eden başka hiçbir ülke olmadı” (98). Sûrede Yûnus kıssasından önce dört peygamberin kıssası daha yer almasına rağmen sûrenin bu adı alması, peygamberler tarihindeki bu istisnai durumundan dolayı olsa gerektir. Mushaf’ta arka arkaya gelen üç sûrelik Elif-Lâm-Râ ailesinin ilkidir. İlk nesillerin dilinde başlangıç harfleri aynı olan sûre grupları “aile” olarak anılırdı (Msl: Hâ-Mîm ailesi gibi).Sûre Mekke’de inmiştir. Konusu itibarıyla boykot dönemine, hatta boykot yıllarının sonuna yerleştirilebilir. Sûrenin, içerik, üslûp ve biçimi bunu teyit eder. Vahyin nüzûl süreci üzerine fikir beyan eden eski-yeni tüm otoritelere göre (Suyutî, Blachéré, Bâzergan) de bu böyledir. İçerisinden birkaç âyetin Medine’de indiği rivayetlerini, 6. sûrenin girişinde tatbik ettiğimiz kriterler doğrulamaz. Bu tür yaklaşımlar, kitap ehline dair âyetlerin sadece Medine dönemine ait olduğu yolundaki ön kabulden kaynaklansa gerektir. İlk tertiplerde sûre İsrâ-Hûd arasında yer almaktadır. Fakat İbn Atıyye, Hud 13’teki “benzeri on sure getirin” ve Yunus 38’deki “benzeri bir sure getirin” meydan okumasından yola çıkarak, Hud’un Yunus’tan önce indiği sonucuna varır ki, bu sonuç gayet isabetlidir. Sûrenin konusu ilâhî rehberlik ve bu rehberliği reddedenlerdir. Elâ tembih edatının en çok geçtiği sûrelerden biridir. Bu da sûrenin uyarı levhası olma niteliğini gösterir.Mukatta‘ât ile başlayan sûrelerin genelinde olduğu gibi bu sûre de vahye atıfla başlar. Kavlî âyetler, fiilî âyetleri anlatır. Allah’ın hakikatin kaynağı ve ölçüsü olduğu dile getirilir ve sorulur: “Şimdi söyler misiniz: bu hakikatten ötesi sapıklık değil de nedir?” (32). Âhireti inkârın temelinde mânevî körlüğün yattığı dile getirilir. Hakikati yalanlama problemi, yanlış anlama probleminin sonucudur (39).Sûre, ilâhî rehberliğin peygamberler eliyle geldiğini, Hz. Nûh, Hz. Musa ve Hz. Yûnus örneği üzerinden aktarır. Musa kıssasında en dikkat çeken nokta, evlerin insana istikamet açısı veren birer “karargâh” hâline getirilmesi talimatıdır (87). Bu, “Firavun’un zulmü anaların rahmine kadar uzanmışsa, orada yapılacak ne kalmıştır?” sorusuna cevap niteliğindedir.Sûre insanların kaderini eylemlerinin belirlediğini ifade eden bir pasajla son bulur.