Sûre adını Hz. Nûh’un inkârcı kavme karşı verdiği ömürlük mücadeleyi dile getiren muhtevasından alır. Kadim mushaflarda ve tefsirlerde hep bu isimle anılmıştır.Mekke’de inmiştir. Cabir kanalıyla gelen tertipte Nahl-Tûr, diğerlerinde Nahl-İbrahim arasında yer alır. Bu da sûrenin, boykot sonrasında inen surelerden biri, belki birincisi olduğunu gösterir. Kıssanın muhtevası indiği dönemin havasını haber verir. Bu, rasulle inkârcı kavim arasındaki ilişkinin kopuş haberidir. 10. yıla yerleştirilebilir.Sûrenin tek bir konusu vardır: Davet. Hz. Nûh, dünyevîleşmiş kavmini tevhid ve adâlete davet eder. İnkârcı kavim bu çağrıyı ısrarla karşılıksız bırakır. Sonunda Hz. Nûh kavmini Allah’a havale eder. Sûrenin başındaki âyetler (1-20), sonundaki helâk duasını (27-28) açıklamak içindir.Kur’an kıssaları Muhammedî davetin aynasıdır; davet kendini bu aynada seyreder.Kur’an’da Hz. Nûh’a ve inkârcı kavmine birçok yerde değinilir (56:59-64; 70:71-73; 69:25-29; 80:23-31; 51:105-122; 89:14-15; 66:75-82; 54:9-16). Zira Ortadoğu’da tarih Nûh ile başlar. Kur’an vahyi de risaleti ve ümmetler tarihini Nûh ile başlatır (56:59; 69:25; 80:23; 104:163). En ayrıntılı anlatım bu sûrede yer alır. Nûh kavminin kıssası, her şeye fiyat biçen bir toplumun değerden nasıl mahrum kaldığının hikâyesidir. Bu bir tuğyandır, tuğyan olan yerde tufan olur. Her tufan değeri fiyata feda edenler için bir yok oluş ve felaket, tercih edenler için bir kurtuluş ve nimettir. Tufan, toprak için bir abdest, toplum için de bir arınmadır.Sûrenin amacı, Hz. Nûh ile inkârcı kavmini, Allah Rasûlü ile Kureyş müşriklerine çağdaş kılmaktır. Sûre, Hz. Nûh üzerinden Allah Rasûlü’nü teselli eder. Nûh kavmi üzerinden Mekke müşriklerini tehdit eder. Yüksek bir belâgata sahip olan sûrenin amacı gerçekleşmiştir. Buna tarih şahittir. Müşrikler kendilerini topyekûn boğacak bir bela gelmemesini, vahyin bu etkili üslubuna borçludurlar.Sûrenin verdiği mesaj açıktır: Her tuğyan çağının bir tufanı, her tufanın bir Nûh’u, her Nûh’un bir gemisi, her geminin bir rotası ve yol haritası vardır. Ümmet-i Muhammed’in rotası ve yol haritası Kur’an’dır. Kur’an’ın kılavuzluğuna teslim olan, âhir zaman tufanından kurtulur.