Sûre, İbn Abbas’a göre “ey insan” anlamına gelen Yâsîn adını ilk âyetinden alır. Allah Rasûlü’nün sûreyi bu adla andığına dair rivayet vardır (Ebu Dâvud). Buhârî ve Tirmizî de bu isimle anar. Mekke’de inmiştir. İlk tertiplerde Furkan’ın önünde yer alır. 5 veya 6. yıla tarihlendirilebilir.Sûrenin konusu yeniden diriliştir. Allah Rasûlü’nün onu hassaten ölmek üzere olan insanlara okuma-hatırlatma tavsiyesi (Ebu Dâvud ve İbn Hibban), bu ana tema bağlamında anlaşılmalıdır. Hemen tamamıyla âhireti konu edinmiş olması sebebiyle sûre, “Kur’an’ın atan kalbi” olarak nitelenmiştir. Çünkü âhirete iman, inanç esaslarının kalbi mesabesindedir. Her âyete bu kalpten kan yürüdüğü için, söz döner dolaşır hep âhirete gelir. Bu anlamda âhiret inancı sadece doğru bir imanın değil, bizzat Allah’a imanın da olmazsa olmazıdır. “Eğer bir Allah olsaydı yeryüzünde bunca zulme izin vermezdi” diyen bir aklın sorunu, Allah inancına sadece beşerî ve dünyevî çıkar hesaplarıyla yaklaşmak, Hesap Günü hakikatini dikkate almamaktır.Bir davranışı ahlâkî kılan şey, onun altında yatan sorumluluk bilincidir. Sorumlulukla sorumsuzluk arasındaki ayrım hakkaniyetin bir gereğidir. Âhirete iman bu anlamda hakkaniyetin tecellisine imandır. Çünkü âhiret, bu hayatın hesabının görüleceği öbür hayattır. Şu halde Hesap Günü’nü inkârın temelinde, hayatı sorumsuzca tüketme arzusu yer alır. Sorumsuzca tüketilmiş bir hayatın hesabı verilemez. Böylesi bir hayat yaşayanların sorumluluktan kaçma arzusu, inkâr olarak kendini dışa vurur. Fakat inkâr, Hesap Günü gerçeğini ortadan kaldırmaz: “O gün ağızlarına mühür vururuz; ve Bize elleri konuşur, ayakları yaptıklarına şahitlik eder” (65).Tekâmül varlığın yasasıdır. Bu yasa sadece varlığın maddî boyutu için değil, mânevî boyutu için de geçerlidir. Madenleri, bitki, hayvan ve insanları kapsayan bu yasa, ruhuyla bir üst âleme ait olan insanda mânevî bir nitelik kazanır. Âhiret, bu sürecin mânevî olan öbür yüzünü temsil eder. Cennet aslında insanın tekâmülünün son durağıdır. Vahiy, hayat yolcusunu her tür sapmaya karşı uyarır. Bu uyarı sorumluluk bilincine sahip olanlara, yani “(Kalben) diri olanlara” (70) yarar sağlayacaktır. Sûre, Allah’ın azamet ve kudretini beyan eden bir pasajla son bulur. İbn Abbas’a bu sûrenin fazileti sorulunca, “Bunu bilmiyorum, fakat (galiba) son âyeti içinmiş!” der.Sûre, Yasîn kelimesinin müstakil bir âyet olup olmadığı yorumuna binaen, Kûfe okuluna göre 83 âyet, diğer tüm okullara göre 82 âyettir.