“Haram kılmak, haram saymak” mânasına gelen Tahrîm adını sûre ilk âyetinden alır. Üçte birlik ilk bölümünden dolayı “Nebî Sûresi” diye de adlandırılmıştır.Medine’de inen son sûrelerden biridir. Sûreyi oluşturan üç pasaj arasında konu bütünlüğü olduğu için, farklı zamanlarda indiği iddiası geçersizdir. Tam tarihini tesbit etmek zor olsa da, Mısır yöneticisi Mukavkıs’a gönderilen mektuptan sonra indiği kesindir. “Allah yeminlerinizi bozup keffaretini verebileceğinizi size bildirmiştir” (2) âyetinin Mâide 89’a atıf olduğu düşünülürse, Mâide’den sonra indiği kesindir. İlk tertiplerin tümünde Hucurât’ın ardına yerleştirilir. Bu da muhtemelen Hicret’in 8 veya 9. yılına denk gelir. Nüzul sebebi rivayetleri de bu tarihi güçlendirir.Sûrenin amacı model inşâsıdır. Allah Rasûlü’ne, örneklik misyonu hatırlatılır. Bu misyon dolayısıyla tüm davranışlarının ilâhî gözetim altında olduğu vurgulanır (1-2). Rasulullah’ın aldığı bu türden uyarılar, geri kalan hayatının ilâhî denetimden geçer not alıp onaylandığı anlamına gelir. “Özel hayat” mefhumu, çekilebileceği en dar sınırlarına çekilmiştir. Kur’an’a Rasulullah’ın dahli olmadığına delil olarak, Tahrim 1-3 ve 106:37 yeterlidir. Zımnî anlamı şudur: Onun gizlisi-saklısı yoktur.Allah Rasûlü üzerinden, yakın çevresi de “model inşâsına” tâbi tutulur (3-4). Eşlerinin sıradan kadınlar gibi davranamayacağı vurgulanır (5). Sözün tam burasında, tüm zamanların mü’minlerine genel bir çağrı yapılır. Bu çağrı, ailenin ocağı olan evleri cehennemin değil cennetin şubesi kılma çağrısıdır: “Siz ey iman edenler! Kendinizi ve yakınlarınızı yakıtı insanlar ve taşlar olan tarifsiz bir ateşten koruyunuz!” (6)Makbul iyi, yatan iyi değil kötüyle mücadele eden iyidir (9). Son pasaj, ‘kimseyi kutsallaştırmayın’ temasını taşır. İki nebî olan Hz. Nûh ve Hz. Lût’un eşleri “ibret-i âlem” olarak sunulur (10). Hz. Âişe ve Hafsa’ya zımnen, “İyinin yakını olmak iyi olmanın garantisi değildir” uyarısı yapılır. Bu âyetler aynı zamanda, eş yönünden talihsiz olan tüm zamanların mü’min kocalarına bir tesellidir. Buna karşılık, geçmişten bugüne gelen iyi modeller, mücadeleleriyle model olmuşlardır: Firavun’un mü’min karısı ve Hz. Meryem. Bu ikisi tüm zamanların mü’min hanımlarına “numune-i imtisal” olarak sunulur (11-12). Asiye örneği de, eş yönünden talihsiz olan tüm zamanların mü’min hanımlarına bir tesellidir.