Sûre, hem “iyiyi kötüden ayıran” hem de “iyi ile kötü kendisi sayesinde fark edilen” mânasına gelen adını, sûrenin başında gelen Furkân kelimesinden alır. Furkân Kur’an’da hem tüm vahiylerin hem de selim aklın sıfatı olarak kullanılır. Zira sahih nakil de selim akıl da sahibine iyiyi kötüden, güzeli çirkinden, hakkı bâtıldan, doğruyu eğriden ayırmayı telkin eder. İlk nesilden itibaren bu isimle anılan sûrenin tek adı budur.Mekke’de inmiştir. Üslubu ve konusu buna şahittir. İbn Abbas’tan rivayet edilen 68-70. âyetlerinin Medine’de indiği tezini, yine İbn Abbas’tan nakledilen Kasım b. Ebi Berze rivayeti boşa çıkarır (Buhârî). İlk tertiplerin tümünde de Yâsîn-Fâtır arasına yerleştirilir. Rejis Blachère 5, Mehdi Bazergan 6. yıla yerleştirir. Adına uygun olarak iman ve küfür saflarını netleştiren muhtevası göz önüne alındığında, nübüvvetin 5 ya da 6. yılında indiğini söylemek mümkündür. Bu dönemde, inkâr cephesinde düşmanlık kendini göstermeye başlamış, vahyin iniş tarzına itiraz edilmiştir (31-32).Sûrenin konusu ilâhî bir inşâ projesi olan vahiydir. Vahyin mahiyet, illet, hikmet, maksat ve önemine en yoğun vurgu bu sûrede yapılır. Konu itibarıyla baştan sona bir bütünlük arz eder. İnsanın hakikat arayışında vahyin tartışılmaz yerine dikkat çeken sûre, hesap gününde Allah Rasûlü’nün şu şikâyeti yapacağını dile getirir:“Yâ Rabbî! Benim toplumum bu Kur’an’ı yalnızlığa mahkûm etti!” (30).Bu, vahyi göz ardı edenlerin tavrıdır. Bir de vahye uyduğunu söyleyenlere eleştiri getirir: “Rablerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman, sağırlar ve körler gibi (dinleyip, anlamadan) üzerine üşüşmezler” (73). Vahyi taşıyan elçiye dolayısıyla vahye karşı çıkanların “kendi heva ve heveslerini ilâhlaştırdıklarını” söyleyip (43), bunların “akıllarını kullanmayan kimseler” oldukları, bunun için de “koyun sürüsüne benzedikleri” (44) vurgulanır.Sûre, inanan inanmayan herkese hitap ederek son bulur:“Eğer duanız olmasaydı, Rabbim size niçin değer verecekti ki?” (77).Değil mi ama: Kul kendisinden bir şey istenmemesinden hoşnut olur, Allah istenmesinden hoşnut olur.