Sûreye Lokman adı, bu menkıbevî bilgenin oğluna, yani hepimize verdiği öğütlerin yer aldığı âyetlerden (12-19) ilhamla verilmiştir. Bu bilge Kur’an’da yalnızca bu sûrede anılır.Sûre, İbn Abbas’a göre Mekke’de indirilmiştir. Sûrede Mekke’deki şiddete ilişkin açık veya kapalı hiçbir atıf yer almaz. Muhammedî davete koşan çocukların ebeveynlerine karşı davranış yöntemi (14-15) ve ebeveyn-evlat ilişkisinin âhiretteki boyutu işlenir (14-15 ve 33). Bütün bu veriler, sûrenin Mekke döneminin sonlarında indiğini gösterir. Bu sûrenin, ebeveyne hiçbir kayıt olmaksızın iyi davranışı emreden İsrâ sûresinin 23-24. âyetlerinin ardından inmiş olması güçlü bir ihtimaldir. Aynı konuya daha sonra inen Ankebut 8’de de benzer bir üslûpla değinilecektir. Zira akide farklılığının doğurduğu kuşak çatışması, bu dönemde sosyal bir problem olarak iyice su yüzüne çıkmıştır. Bazı âyetlerinin Medine’de indiği yolundaki rivayetler, sağlam bir delile dayanmadığı için rahatlıkla göz ardı edilebilir (Bkz: 6. sûrenin girişi). Sûre ilk tertiplerin tümünde Sebe’ sûresinin önünde yer alır. Nübüvvetin 11. yılına tarihlendirilebilir.Sûrenin öne çıkan konusu, en genel anlamıyla söz ve sözün/kelamın gücüdür. İlâhî kelâma atıfla başlar, 6. âyetinde gücünü bilgiden almayan sözün sahte cazibesine dikkat çeker. 12-19. âyetlerde dile getirilen Lokman’ın hikmetleri, “güzel söze” bir göndermedir. Üzerinden binlerce yıl geçse de gök kubbeye salınmış hiçbir hoş sedanın yok olmayacağının delili olan bu hikmetler, sözün terbiye amaçlı kullanımının en güzel örneklerinden biridir. “Sesini yükseltme!” (19) demek, zımnen “Sözünün kalitesini yükselt!” demektir. Bunun ardından söz, sözlerin şahı olan “Allah’ın sözlerine” getirilir:“Ve eğer dünyanın tüm ağaçları kalem olsa denizleri de mürekkep, buna yedi deniz daha eklense, Allah’ın kelimeleri yine de tükenmez” (27). Sadece yazılanlar değil, yaratılanların hepsi de “Allah’ın kelimeleri”ne dahildir. Sözlü veya söz dışı ilâhî mesajın asla tüketilemeyeceği daha nasıl söylenebilir ki!Sûrede körü körüne ataların yolunu taklit kınanır (21). Zira hakikatin referansı atalar değildir. Ancak Lokman’ın öğütlerinde olduğu gibi, ataların iyi olan öğütleri tutulmalıdır (12-19). Hiçbir ebeveynin evladına ve evladın ebeveynine yarar sağlayamayacağı o günden korkulmalıdır (33). kelâm edebiyatımızda “beş gaybî konu” (Muğayyebât-ı Hamse) gibi yanlış bir başlıkla tahsis edilen 34. âyet “insanî bilginin sınırlılığını” söyler.Medine ve Mekkelilere göre 33, Şam, Basra ve Kûfelilere göre 34 âyettir.