“Görünmeyen veya görülmemiş ve yabancı varlık” anlamına gelen el-cinn adını sûre ilk âyetinden alır. Buhârî Sahih’inde sûreyi kul ûhiye ileyye adıyla anar. Sûre Mekke’de inmiştir. İniş zamanı boykot sonrasına, yani nübüvvetin 10. yılındaki (620 m.) Taif seferine tekabül eder. İlk tertiplerdeki yeri tarihî verilerle uyuşmaz.Sûrenin konusu tevhiddir. Cahiliyye insanının cinlere atfettiği ne kadar olağanüstülük varsa, onların tamamını reddeder. Sûre, görünmez varlıkların Allah’la insan arasında aracı değil, ilâhî rehberliğe muhtaç mahluklar olduğu temasını işler. Nüzul dönemi insanı, şiir ve her tür söz sanatını kehanet ve sihirle, bunları da cinlerle ilişkilendiriyordu. Cinlerde insanı çarpacak bir tanrısal güç vehmediyorlar (69:54), onlara ilâhlık yakıştırıyorlardı (73:100). Cinlerin gaybı bildiğine, insana yarar ve zarar verdiğine inanıyorlar ve Allah’a sığınır gibi cinlere sığınıyorlardı (6. âyet). Hatta doğrudan cinlere tapanlar bile vardı (76:41). Sûredeki cinlerin Kur’an dinleme olayı (1-20), ilk muhatapların cin tasavvurlarını düzeltmeyi amaçlar. Bu sûrede Kur’an görünmez varlıklar gerçeğini aslî zeminine oturtur, onlar üzerinden vahyin vurulma girişimlerini boşa çıkarır.Aynı zamanda sûrenin bu bölümü, Ahkâf 29-32 ile birlikte ele alınmak şartıyla, dolaylı olarak Yahudi Kabalizmine dayalı çarpık cin anlayışını da reddeder (8-9. âyetlere bkz). Zira bölge müşriklerinin görünmeyen varlıklara ilişkin tasavvurunu oluşturan unsurlardan biri de Yahudi kültürüdür. Bu gerçek, sûrenin ilk pasajıyla irtibatlı olan Ahkâf 30’dan da anlaşılır. Müşrikler vahye karşı savaşırken kullandıkları malzemenin çoğunu bölge Yahudilerinden elde etmektedirler. 18. sûredeki Zülkarneyn kıssası bağlamında nakledilenler bunun delilidir. Ümmî Araplar, kitap ehli Yahudilerin spekülasyonlarına bakarak, onların cinlere ve vahyin kaynağına dair esrarlı bilgilere sahip olduklarını düşünüyorlardı. Onları bu konuda tahrik eden, vahyin sıhhatine şaibe düşürme arzusuydu. Müşriklerin bu tavrı Yahudilerin de işine geliyordu. Bu âyetlerde söz edilen cinlerin Yahudi olduğunu, aynı konuyu işleyen Ahkâf 29-32. âyetlerden öğreniyoruz. Sûrenin örtülü hedefi, müşrik Araplarla kitabî Yahudiler arasındaki bu şeytanî işbirliğini bozmaktır.Sûrenin cinlerle ilgili âyetlerinin Allah Rasûlü’nü teselliye yönelik bir îmâsı daha vardır: Seni yakınındaki Mekke dinlemezse, Allah çok uzaklardan seni dinleyecek birilerini bulup gönderir. Veya: Seni görünen ve bilinen iradeli varlık dinlemezse, görünmeyen ve bilinmeyen iradeli varlık dinler.