Sûre, Sebe’ adını, 15-20. âyetlerinde sözü edilen Sebe uygarlığından alır. Sebe, Okyanus-Akdeniz (Güney-Kuzey) arasındaki Baharat Yolu’na hükmeden Güney Arabistan’daki (Yemen) su uygarlığının adıdır. Hadis ve tefsir kaynaklarında sûrenin anıldığı tek ad budur.Sûre Mekke’de inmiştir. Aksi görüşler ikna edici delillerden yoksundur. Bazı âyetlerinin Medine Dönemi’ne ait olduğu iddialarını, 6. sûrenin girişinde dile getirdiğimiz kriterler doğrulamaz.Sûrenin iniş zamanını tesbitte, “Biz istersek onları yerin dibine geçirir ya da göğü başlarında paralarız” mealindeki 9. âyet yol göstericidir. Bu âyet, İsrâ 92’deki “İddia ettiğin gibi göğü başımızda paralamalısın” meydan okumasına bir cevap niteliğindedir. Bu, Sebe’nin İsrâ’dan sonra indiğinin delilidir. Konusuna bakarak sûreyi boykot sonrasına, peygamberliğin 11. yılına yerleştirebiliriz. Tüm ilk tertiplerde Lokman-Zümer arasında yer alır.Sûre, hepsi de Mekkî olan 1, 6, 18 ve 35. sûreler gibi Allah’a hamd ile başlar. İnsanın kula ya da maddeye kulluğuna yol açan şirki reddeder. Görünen âlemin görünmeyenle, parçanın bütünle, her şeyin her şeyle ve her şeyin Allah’la derunî bağlantısına vurgu yapar. Varlığın anlam ve amaçlılığına dikkatimizi çeker (1-5).Göğün ve yerin bilgisinin göze görünenden ibâret olmadığını, bunun görünmeyene nisbetle çok az olduğunu vurgulayan 9. âyet, zımnen muhataplarını görülmeyeni bilmek için çaba göstermeye teşvik eder. Bunun sonucunda elde edilecek kudret ve ihtişam varlığın yaratılış amacına uygun da kullanılabilir, aykırı da. Birincisine Dâvud ve Süleyman örnekleri verilir (10-14). İkincisine ise Sebe Uygarlığı (15-21). Sebe kıssası, sûrenin omurgasıdır. Bütün bu örneklerin ortak bir yanı vardır: Dünyevî her iktidar geçicidir, kalıcı olan Allah’ın mutlak iktidarı ve âhiretin ebedî mutluluğudur.Bu mutluluk ancak diri bir Allah bilinciyle elde edilir. Tıpkı 46. âyette buyurulduğu gibi: “Size tek bir öğüdüm var: ister başkasıyla beraber ister tek başınayken, Allah’ın huzurunda bulunduğunuzu asla (unutmayın).”Sahici olanın kalıcı, sahte olanın geçici tabiatına atfın ardından (49) gelen şu âyet, hidayetin mahiyetine de dikkat çeker: “Ben yoldan sapmışsam, kendi aleyhime sapmışımdır; yok doğru yolu bulmuşsam, bu da Rabbimin bana yol göstermesi sayesindedir” (50).Sûre çoğunluğa göre 54, Şam ekolüne göre 55 âyet olarak taksim edilmiştir.