En’âm sûresi “büyükbaş evcil hayvanlar” anlamındaki adını, icat edilmiş sahte kutsallıktan söz eden 136 ve devamındaki âyetlerden alır. En’âm kelimesinde “evcil” ile karşılayabileceğimiz “yumuşak başlılık” anlamı zımnen içkindir. Sûrede bu kelime altı kez geçer. Daha Rasulullah döneminde bu isimle anılmıştır.Sûre, Mekke döneminin sonlarında, muhtemelen 10 veya 11. yılda bir bütün olarak tek celsede indirilmiştir. İlk tertiplerde Hicr-Sâffât arasına yerleştirilir. İbn Abbas’tan Mücâhid yoluyla gelen ve Süyûtî’nin “İsnadı ceyyit, ricali sikadır” dediği bir rivayet, 151-153. âyetlerin Medine’de indiğini iddia eder (İtkân I, 25). Mekkî ya da Medenî bir sûrenin bir kısmının farklı bir zamanda indiği iddiası önemli bir iddiadır. Zira bir pasajın Mekkî veya Medenî oluşunun yoruma katkısı, inkâr edilemez bir gerçektir. Bu türden rivayetleri, mealin girişinde serdettiğimiz beş kritere tâbi tutmak gerekir:1) Ses ve fasıla açısından: Medine’de indiği iddia edilen 151-153. âyetlerin son kelimeleri olan ta‘kılûn, tezekkerûn, tettekûn, kendisinden önceki 150. ve sonraki 154. âyetin son kelimesi yu’minûn ile ses uyumu içerisindedir. Öncesi ve sonrasıyla sûrenin ses akışına en ufak aykırılık yoktur.2) Dil açısından: 149, 150 ve 151. âyetler kul ile başlıyor. 153, 154 ve 155. âyetler bağlaçlarla anlamı birbirine ekliyor: summe, ve, ve. Dolayısıyla hem 149, 150, 151 hem de 153, 154, 155. âyetler dil açısından birbirine bağlıdır. Bu, anlamı doğrudan etkileyen bir bağdır. Mesela 154’ün girişi, âyeti önceki pasaja doğrudan bağlar: “Bereket kaynağı olan bu Kitab’ı ise (ve hâzâ…) biz indirdik ki, ona uyasınız.”3) Muhteva açısından: a) Üç âyetin içeriği ve bütüne nisbeti: Söz konusu âyetler konu bütünlüğüne sahiptir. Yasakların sınırlı olduğunu vurgulayarak bunları sayar. Bu, kendisinden önceki pasajın cevabıdır. Çünkü bu âyetlerin öncesinde (145) yasaklanmadığı hâlde hurafeye dayalı olarak ‘haram’ addedilen şeyler sayılmaktadır. b) Bütünün içeriği ve parçaya nisbeti: Parçanın önünde yer alan 146. âyet bu hastalığın tarihî örneği olan Yahudilerden söz ederken, sonunda yer alan 154. âyet Musa ve Tevrat’tan söz eder. Bölüm ahkâma dair oluşundan dolayı Medenî sayılıyorsa, öncesi ve sonrası da Yahudiler hakkında olduğu için Medenî sayılmalıdır. Tabii ki bu doğru değildir. 151-153’ün bütünün parçası olduğunu anlamanın en kestirme yolu sözkonusu âyetleri bütünden çıkardıktan sonra geriye kalanı okumaktır.4) Üslûp açısından: Sûrenin üslûbu, benzeri tüm sûreler kadar birörnek, tüm sûreler kadar renklidir.5) Rivayetlerin doğruluğu açısından: Ebu Ubeyd ve Taberânî’nin İbn Abbas’a dayanarak yaptıkları nakle göre bu sûrenin tamamı bir gecede indirilmiştir (İtkân I, 107). Benzer bir rivayet İbn Ömer’den de gelmiştir. Bu görüş Atâ, Süfyan, İkrime ve el-Avfi’nin de görüşüdür (İbn Âşûr). Beri yandan, Allah Rasûlü bazı âyetleri bazı olayların ardından okuyor, onu dinleyenlerden bazıları o âyeti orada indi zannediyordu. Bu kriterler de göstermektedir ki, bu sûre zaman açısından bir bütünlük teşkil etmektedir. Rivayetler ise sûrenin tamamının tek celsede indiğini iddia ederler. Bu iddia, yenilmesi haram olan şeyleri konu alan 145. âyetin içeriğinin nüzul süreciyle uyumu dikkate alındığında, ihtiyatla karşılanabilir. Ancak haram ve helallerden söz eden tüm âyetlerin Medeni olduğu önyargısı da doğru değildir. Vahyin 23 yıllık iniş sürecinde haramlarla ilgili ilk âyetler Mekke’de, En’âm ve Nahl surelerinde yer almıştır.Sûrenin ana fikri tevhiddir. Varlık, insan ve kâinat açısından tevhidi bütün boyutlarıyla işler. Evcil hayvanlar gibi ahkâma dair görülen pasajların arka planında da bir dip akıntısı gibi hep tevhid hassasiyeti yer alır. Özellikle 71-82’de Uluhiyyet, 83-90’da Rububiyyet, 91-94’te nübüvvet, 95-107’de vahdaniyyet delilleri gösterilir. 108-117’de bu delilleri reddeden inkârcı tipin hastalıklı iç dünyası tahlil edilir. 118’den sûrenin sonuna kadar, yiyecekler konusundaki bâtıl inanç ve hurafeler üzerinden kitlelerin sürü psikolojisi tahlil edilir ve hurafenin tevhidin düşmanı olduğu örnekler üzerinden işlenir.Sûrede anlatılan oğul İbrahim ve baba Azer, sûrenin görünen kahramanlarıdır. Fakat asıl kahramanlar bu iki tarihî şahiyet üzerinden verilen tevhid ve şirktir. Tevhid ile şirk arasındaki mücadelenin hiç bitmeyeceği gerçeğini vahiy bu üslûpla dile getirir.Tevhid hassasiyeti, sûrenin 162. âyetinde zirveye ulaşır: “De ki: ‘Benim tüm istek ve arzum, bütün ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir!’”