“Süs” anlamına gelen ve en yaygın süs aracı olarak kullanıldığı için bir anlamı da “altın” olan Zuhruf adını sûre 35. âyetinden alır. Kelimenin, Kur’an’da geçtiği dört yerden biri bu sûredir.Sûre Mekke’de inmiştir. 79-80. âyetleri, Ebu Talib’in ölümünden sonraki bir olaya atıf kabul edersek, bir önceki sûrenin ardından indirilmiş olmalıdır. Sûrede Hz. Rasul’e karşı kurulan tuzak ve komplolara atıf yapılması (79-80), sûrenin iniş dönemine ilişkin ipucu verir. Yedi sûrelik Hâ-Mîm ailesinin dördüncü üyesi olarak Şûrâ-Duhân arasında yer alır.Konu açısından sûre bir iç bütünlüğe sahiptir. Hâ-Mîm ailesinin diğer üyeleri gibi bu sûre de ilâhî bir inşâ projesi olarak vahiyden söz eder. Vahyin diriltici soluğunu ölü toprağın dirilişiyle kıyaslamamızı ister (11). İman ve inkârın, tevhid ve şirkin tabiatına ilişkin belgeler verir. Hepsinden öte, insanı varlıktaki ilâhî dengenin adı olan sırat-ı müstakime çağırır (61, 64).Sapmış aklın Allah’a iftira demeye gelen kader inancı, kendi ağızlarından şöyle dile getirilir: “Eğer Rahman dileseydi biz onlara asla tapmazdık!” (20) Bu aklın ne kadar dünyevîleşmiş bir akıl olduğunu şu âyetten anlıyoruz: “Yine dönüp dediler ki: ‘Bu ilâhî mesaj, şu iki şehrin en büyük adam(larından) birine inmeli değil miydi?’” (31)Peki, onları böylesine saptıran nedir? Buna cevap olarak körü körüne ataları taklîdi gösterir (22, 23). Bu tür kör taklîdin insanın değer üreten yanını nasıl körelttiği dile getirilir ve ardından yolu izlenecek atalara babasının yolunu açıkça reddeden Hz. İbrahim örnek gösterilir (26-29). Söz konusu köreltme en güzel ifadesini şu âyette bulur: “Kim Rahmân’ın uyarı dolu mesajına kusurlu bir gözle bakarsa, ona bir tür şeytanı musallat ederiz de, kendisi onun uydusu haline gelir” (36). Bu hastalıklı tavır sahiplerinin önceki vahiylere karşı davranışları dile getirilir (46-56, 63-65). Ve bunların feci akıbeti ele alınır. Şu âyet âhirete ilişkin farklı bir müjdeyi vurgular: “Can dostlar o gün birbirlerine düşman olacak; sadece sorumluluk bilincini kuşananlar hariç” (67).Vahyin inkârcı muhatapları onlar gibi olmamak için uyarılır ve vahyin ilk muhatabına sabır ve metanet telkin edilir (89).