Sûre “kadir-kıymet, değer, ölçü” anlamına gelen adını ilk âyetinden alır. Mushaflarda, tefsir ve hadis edebiyatında sûre bu isimle yer almıştır.Sûre, Mekke döneminin ilk yıllarında inmiştir. Ünlü tertipler sûreyi ‘Abese’nin ardına yerleştirirler. Bu da en erken 4. yıl demektir. Kanaatimizce sûre daha önceki bir tarihte inmiş olmalıdır. Hattâbî, sahabenin sûreleri sıraladıklarında, Kadr’i ‘Alak’ın hemen ardına yerleştirdiklerini söyler (İtkân III, 334). Elimizdeki mushafta da böyledir ve belki de Hattâbî “sahabe” ile mushafı tertip komisyonunu oluşturanları kasdetmiştir. Bu, “Onu Biz indirdik”teki zamirle “Oku!” emri arasındaki ilişkiyi vurgulayan bir yaklaşımdır. Bizce sûre Leyl-Fecr arasındaki 12. sıraya yerleştirilmelidir. Zira Leyl ve Fecr sûreleriyle Kadr sûresi arasında konu bütünlüğü, açık ve kapalı atıflar mevcuttur. Sûrenin Medine’de indiği görüşünü rahatlıkla göz ardı edebiliriz.Sûrenin konusu Kur’an vahyinin kadir ve kıymetidir. Söylenmek istenen şudur: Ey bu vahyin muhatabı! Kur’an indiği geceyi bir ömre bedel kıldı (1000 ay: ykl. 83 yıl). Aynı vahyin senin hayatına inmesi durumunda, ömrünü kaç ömre bedel kılmaz ki?Sûrede geçen “gece” ile ilk elde, vahyin inmeye başladığı gece kastedilir. Bu gecenin ima ettiği diğer bir hakikat, cahiliyyenin karanlık gecesidir. Işığını Allah’tan alan ‘Kur’an dolunayı’ bu geceyi aydınlatmıştır. Fakat sûrenin son iki âyeti dikkate alındığında, dünya hayatının bir “gece”ye benzetilmiş olması da muhtemeldir. Dünya hayatı bir gece, âhiret ise bu gecenin sabahıdır. İnsanlar ilâhî rehberlik olmadan bu hayat yolculuğunu sürdürüp ebedî saadete ulaşamazlar. Vahiy, insanlığa gönderilmiş bir doğru yol haritası, bir rehberliktir. “Yakin” diye adlandırılan âhiret şafağı söktüğünde, hakikat gün yüzüne çıkacaktır. Fakat gözlerini dünyadayken gerçeğe kapayanlara, bunun bir yararı olmayacaktır.İşte vahiy, bu dünya gecesi sona erinceye kadar ebedî huzur, barış ve mutluluğun rehberidir (3-5). Ondan sonra inanma ve yaşama mevsimi bitmiş, görme ve ürünleri derme mevsimi başlamıştır.