Sûre, adını muhtevasından alır. Başta Hz. İbrahim olmak üzere, sûrede on yedi peygamberin adı zikredilir. Kur’an’da on sekiz peygamberin adının geçtiği En’âm sûresi dışında, başka hiçbir sûrede bu yoğunlukta peygamber adı anılmaz.Sûre, Mekke’de inen son sûrelerdendir. Cabir b. Zeyd Secde-Nahl sûreleri arasına, diğerleri İbrahim-Mü’minûn sûreleri arasına yerleştirir. 3. âyeti, bu sûrenin İlk Akabe biatinden (621) sonra indiğini gösterir. Zuhruf sûresinin 57. âyetinin bu sûrenin 98. âyetine atıf olduğuna işaret eden İbn İshak’ın naklettiği İbn Abbas rivayetine göre Enbiya sûresi Zuhruf’tan önce inmiş olmalıdır. Bu veriler ışığında sûreyi 12. yıla tarihlendirebiliriz.Sûrenin konusu Kur’an’ın fihristi gibidir. Dinin üç temel direğinden söz eder: Tevhid, âhiret ve nübüvvet. İnsan soyuna yönelik bir uyarıyla söze girer. Sabahı Âdem’le başlayan insanlık yürüyüşünün kuşluğunu Hz. Nûh, öğlesini Hz. İbrahim, ikindisini Hz. Muhammed temsil eder. Sûrenin girişindeki “vaktin yaklaştığı” uyarısı, bize bu hakikati hatırlatır. İnsanların bu hakikati hatırlatan vahiyden neden yüz çevirdiği sorgulanır (1-15). Söz, âlemin anlam ve amaçlılığına getirilir. Şu hakikat zımnen vurgulanır: Yerin göğün bir amacı olsun da, şaheserin bir amacı olmasın mı (16-33?)Kur’an’daki peygamber kıssalarının iki maksadı vardır: Biri peygamberlik kurumunu ve hayatî önemini anlamamızı kolaylaştırmak. Zira nübüvvet bir ruhtur, onu ete-kemiğe büründüren bu kıssalardır. Diğeri muhatabın kişiliğini inşâ etmek. Zira vahiy kavramlarıyla tasavvuru, önermeleriyle aklı, örnekleriyle şahsiyeti, bütünüyle hayatı inşâ eder. Sûre, elçilerden yola çıkarak dile getirdiği insanlığın değişmez değerlerine ait ilkelerle, ortak iyinin kökeninin aynı olduğuna işaret eder. Adları sayılan peygamberlerin hayatı, bu gerçeğin tarihsel delilidir (48-91). Bu ebedî gerçeğin şimdi ve burada tezahür eden sonucu ise şöyle ifadesini bulur: “Sizin ümmetiniz bir tek ümmettir” (92). Bu formun aynısı sonraki bir pasajda Allah’ın birliğini ifade ederken kullanılır: “Sizin ilâhınız bir tek ilâhtır” (108). Bununla, Allah’ın mutlak birliği ile ona inananların amaç birliği arasında bağ kuran bir tasavvurun inşâsını hedeflemektedir. Birincisi “tevhidin”, ikincisi “vahdetin” şartıdır. Belki birincisine “akidevi vahdet”, ikincisine “sosyal tevhid” adını vermek de mümkündür.Son Saat’i hatırlatan pasajlarla başlayan sûre, Son Saat’i hatırlatan pasajlarla son bulur. Göklerin kitap ruloları gibi dürüleceğini ifade eden 104. âyet, vahyin en çarpıcı kıyamet tasvirlerinden birini oluşturur.