Sûre, Hz. Meryem’den ve oğlu İsa’yı dünyaya getirmesinden ayrıntılı olarak söz ettiği için bu adı almıştır. Bazı rivayetlere göre sûre daha Rasulullah döneminde bu adı almış görünmektedir. Buhârî başındaki mukatta‘a harfleriyle anar. Hayli anlamlı olan şudur: Kur’an vahyinin kendisine indiği Hz. Muhammed’in annesi hakkında ima yollu da olsa bir âyet bile bulunmazken Hz. İsa’nın annesine 98 âyetlik uzun bir sûre ayrılmıştır. Yine bu sûre dışında, Hz. Meryem’den bahseden onlarca âyet mevcuttur. Tek başına bu bile, vahyin kaynağının, Allah Rasûlü’nün beşerî kimliğine bağlı olmayışının önemli bir göstergesidir. Kur’an’da Hz. Muhammed’in kişisel plandaki en büyük ıstırap ve sevinçlerinden pek söz edilmez.Sûre Mekke’de inmiştir. Birçok sahih rivayete göre bu sûre, Habeşistan muhacirlerinin lideri ve Allah Rasûlü’nün amca oğlu olan Cafer b. Ebi Talib tarafından Habeşistan kralı önünde okunmuştur. 5 veya 6. yıla yerleştirilebilir. Tüm ilk tertiplerde Fâtır-Tâhâ arasında yer alır.Sûre, Hz. Yahyâ ile babası Zekeriyya, Hz. İsa ile annesi Meryem ve Hz. İbrahim ve babasına dair birtakım olayları ele alır. Bu yolla ilk muhatabı olan mü’minleri teselli eder. Kendisi de imanı uğruna zorlu bir göç yaşamış olan Hz. İbrahim’den, nüzul sürecinde ilk defa bu sûrede söz edilir. Asıl amaç, Allah Rasûlü’nün şahsiyetini inşâdır. Hz. Yahyâ ve Hz. İsa örnek olayları üzerinden, Allah Rasûlü’ne, Allah’ın en büyük imkân olduğu bir kez daha hatırlatılır: “O bir şeyin olmasını dilediği zaman O’nun sadece “Ol!” demesi yeterlidir; zira o şey hemen oluş sürecine girecektir” (35).Sûrede Allah, hep Rahmân sıfatıyla anılır. Rahman isminin 16 kez geçtiği bu sûre, iç mûsiki itibarıyla Rahmân sûresiyle benzeşir. Meryem ve Rahman, belagatın sesle birlikte zirveye taşındığı iki sûredir. Kur’an’ın sesi yüreğe işleyen en içli sûrelerinden biridir.İyileri tanrılaştırmak, hem iyilere hem iyiliğe ihanettir. Şu âyet bu ihanetin perdesini sıyırır: “Bu (gibiler), Allah’tan başkalarını, kendilerine statü ve nüfuz sağlamak için ilâhlaştırırlar” (81). Kur’an’ın sesi en gür âyetlerinden biri bu bağlamda gelir: “Doğrusu siz öyle dehşet verici bir iddiada bulundunuz ki; bundan dolayı neredeyse gökler paramparça olacak, yer yarılacak ve dağlar toz duman olacak!” (89-90).Sûrenin sonlarında, ebedî sevginin Ebedî olanın bahşettiği sevgi olduğunu söyleyen bir âyet yer alır (96).