Adını ilk âyetinden almıştır. “Fâcia” anlamına gelir. Tüm mushaflarda, ayrıca tefsir ve hadis kitaplarında bu adla anılmıştır. İlk veya ikinci kuşaktan sûrenin adı konusunda bir haber gelmemiştir.Sûre Mekke’de nâzil olmuştur. İlk tertiplerin tümünde Kureyş-Kıyamet arasına yerleştirilir. Bu durumda sûre nübüvvetin 3. yılında inmiş olmalıdır.Sûreyi Şam ve Basra okulları 8, Mekke ve Medine okulları 10, Kûfe okulu ise 11 âyet sayar. Bu farklılığın nedeni biraz da fasılalar olsa gerektir. Zira sûrede başta üç, ortada iki, sonda dört olmak üzere, üç farklı ses grubundan oluşan dokuz fasıla vardır.Her şeyin bir ruhu olduğu gibi bu hayatın da bir ruhu vardır. O ruh âhirettir. Âhiretsiz bir dünya hayatı ruhsuz bir cesettir. Sûre işte o ruhtan söz eder; âhiretten, yani yeniden diriliş ve Hesap Günü hakikatinden… Bize Allah’tan başka kimsenin haber veremeyeceği Son Saat ve kıyametten... İnsanların kelebek gibi savrulacağı, kalkmaz kımıldamaz dağların hallaç pamuğu gibi atılacağı bir günün dehşetinden (4-5)…Kur’an’daki tüm kıyamet sahnelerinin üç ortak özelliği vardır:1) Şiddetli ve dehşetlidir.2) Hassas ve dakiktir.3) Faile değil fiile vurgu yapar. (Bu üç maddenin Kur’an’daki örnekleri için İnşikâk sûresinin giriş bölümüne bkz.)Bütün bu verilerden yola çıkılarak şu sonuçlara varılabilir:1) Olaylar kendi iç dinamiğiyle gerçekleşecektir.2) Dışarıdan müdâhaleye ihtiyaç duyulmayacak kadar yasalara bağlanmıştır.3) Kıyamet ansızın, haber vermeden (bağteten) tahakkuk edecektir.4) Süreci başlatmada insan gibi irade sahibi varlıkların yaptıkları eylemler rol oynayacaktır. Bu daha çok ferdi, toplumsal ve eko-kıyamet için geçerlidir. Çünkü insanın eylemleriyle bunlar arasında, bir nedensellik bağlantısı vardır.