İlk nesil Hadîd adıyla anmıştır. Bu, bize kadar gelen farklı rivayetlerden anlaşılmaktadır. Düz anlamı “demir” olan ve farklı çağrışımları da bulunan adını sûre 25. âyetinden alır.Sûre, aksine işaret eden bazı rivayetler olsa da, bir bütün olarak Medine’de inmiştir. Haşr ve Saf sûreleri de bu sûre gibi sebbaha ile, Cuma ve Teğâbun ise aynı kelimenin muzari formu ile başlar. 10. âyet yapılmış bir savaşa atıfta bulunur. Nifak ve infak konusu yoğunluklu ele alınır. Sûre ilk tertiplerdeki gibi Muhammed sûresinin önüne değilse de, benzeri olan Saf sûresinin önüne yerleştirilebilir. Bedir yılında (2. yıl) inmiş olması muhtemeldir.İlk üç âyetinde 8 ilâhî isim/sıfatın yer aldığı sûre, konu itibarıyla tam bir “infak sûresi”dir. Mülkün mutlak mânada Allah’a aidiyeti (2, 4-5), infaktan kaçmanın münafıkça bir tavır olduğu (10), bunun bir ‘Yahudileşme alameti’ olduğu (16), dünya servetinin geçiciliği, Allah’ın cömertliğine mazhar olanların cimrilik etmelerindeki çirkinlik (23-24), imanın servet ve kuvvetle desteklenmesi gerektiği (25), Allah’ın cömertliğinin unutulmaması gerektiği (28-29) hep infak bağlamında ele alınır. İnfak eden mü’minler âhiretin yıldızı olacaklardır (12-13).İlk bakışta 16-17. âyetlerin çok erken bir dönemde indiği iddiaları doğru gibi gelebilir. Zira fâsıla sesleri farklı, genel bağlamdan nisbeten bağımsız gibidir. Fakat ses farklılığı 26-27. âyetler için de geçerli olduğu halde, ana temayla tam bir uyum içindedir. Dolayısıyla 16-17. âyetleri sûrenin genel zamanı dışında saymak çok da makul değildir.Sûrenin ana fikri, sûrenin adını aldığı 25. âyette geçen üç unsurda, Kitâb-Mîzân-Hadîd’de billurlaşmıştır. el-Kitâb vahyi, el-mîzân adâleti, el-hadîd de gücü temsil emektedir. Birincisi ilkelerin teorik kaynağına, ikincisi o kaynağı doğru kavramak için şart olan ölçme ve değerlendirme yeteneğine, üçüncüsü de o ilkeleri hayata tatbik etmek için gereken meşru güce tekabül eder. Bunlar ilim-hikmet-hüküm veya tevhid-adâlet-cihad olarak da anlaşılabilir. Amaç, tevhidin adâlet ve kuvvetle takviyesidir. Sûrede hayli geniş yer tutan infakın ele alındığı bağlam da budur. Hadîd ile Haşr arasında muhteva açısından yakınlık vardır. İkisinin de “servet ahlâkı”nı işlemesi yanında, Haşr 16 ilâhî isimle biterken, Hadîd 8 ilâhî isimle başlar.