Sûre “tutkuyla çoğaltma” anlamına gelen adını ilk âyetinden alır. Birçok mushaf ve tefsirde bu adla yer alır. Rasulullah’ın ashabının sûreye “Makbûra” adını verdiklerine dair bir haber nakledilmiştir (Âlûsî). Buhârî sûreyi “Elhâkum” adıyla anar.Sûre tartışmasız Mekkî’dir. Üstelik vahyin ilk dönemine aittir. Aksi iddiaları, ne üslubu ne de muhtevası destekler. İlk tertiplerin tamamında Kevser ile Ma‘ûn arasında, 16. sırada yer alır. Nübüvvetin ikinci yılına tarihlenebilir. Rivayetler Mekke’deki iki rakip kabilenin birbirleriyle güç yarışı üzerine indiğini söylese de, sûrenin mesajı her zaman ve mekâna, özellikle de yığma tutkusunun esiri olmuş modern insanadır.Sûrenin ana konusu, modern zamanların en yaygın hastalığı olan güç tutkusudur. Bu tutkuya esir olan, sürekli biriktirir ve yığar. Sonunda yığdıklarının altında ezilerek kendini kaybeder ve varoluş amacını yitirir. İşte bu sûre, insanı dünyevîleşme belasına karşı uyararak söze başlar: “Çoğaltma tutkusu sizi oyalayıp durdu.”Mesele geçici ile kalıcı olanı, değeri olanla fiyatı olanı ayırt edecek yakîn bir bilgiye sahip olma meselesidir. Bu bilgi imanın eseri olacaktır; Allah’a O’nu görür gibi kulluğa götürecek diri ve diriltici bir imanın eseri. Böyle bir iman, sahibinin yüreğine cehennem tehlikesini haber veren bir uyarıcı yerleştirecektir. Değilse, hakikati ancak iç yangınının vicdan perdesini yakıp gerçeği bütün çıplaklığıyla gördüğü gün anlayacaktır. Fakat iş işten geçmiş olacaktır (3-7).Sûrenin son âyeti, servetin keyfimizce tasarruf edeceğimiz bir mülkiyet değil, hesabı sorulacak bir emanet olduğunu ifade eder:“Nihayet o gün, ebedî nimetlerden vazgeçip (geçici nimetlere yönelmenizden) dolayı hesaba çekileceksiniz” (8).