Sûre adını, 35-41. âyetlerinde geçen Hz. İbrahim’in ailesini Allah’a emanet ediş kıssasından alır. Kur’an’da bir çok yerde Hz. İbrahim anlatılmasına rağmen bu sûreye bu adın verilmesi anlamlıdır.Mekke’de inmiştir. 28 ve 29. âyetlerinin Medine’de indiği görüşü, sadece iniş sebebi rivayetlerine dayanır. Bunu surenin iç bağlamı desteklemez (Krş: 6. sûrenin girişi). Zira sûrede konu ve üslûp bütünlüğü vardır. Cabir b. Zeyd tertibinde Şura-Enbiya, diğer ilk tertiplerde Nûh-Enbiya arasına yerleştirilir. Bütün bu veriler ışığında sûrenin zamanını, peygamber kıssalarının yer aldığı boykot dönemi sonrası olarak tesbit edebiliriz. Tıpkı aynı döneme ait Sâd, A’râf, İsrâ, Enbiya gibi, kıssalarda ilk sırayı Yahudi ve Yahudileşme sorununa verir.Sûrenin ana teması Allah’a kayıtsız şartsız teslimiyettir. Teslimiyetin zımni bir şükür olduğu, daha girişte şu vurucu âyetle ifade edilir: “Eğer şükrederseniz size olan nimetimi artırırım, yok eğer nankörlük ederseniz iyi bilin ki azabım pek şiddetli olacaktır” (7). İbrahim ailesi üzerinden dile gelen bu hakikat, insanın Allah huzurundaki esas duruşudur. Bu çerçevede insanın mazisi, hâli ve istikbali ele alınarak tarihî örnekler şimdi ve buradaya taşınır, bu örneklerin hatırlatıldığı muhataplara ebedî istikbal için tedbir üretmeleri öğütlenir.Sûre, Kur’an’ın bütününde görülen geçmiş-gelecek, dünya-âhiret, iman-amel, gösterge-hakikat, âfak-enfüs arasında bağ kuran bir akıl inşâ etmeyi amaçlar. Bu amacı en güzel veren âyetler toprak-kök, kök-meyve bağlarını iyi/güzel, kötü/çirkin örneğinde ortaya koyan 24-27. âyetlerdir. Bu, Kur’an’ın en dikkat çekici pasajlarından biridir. Güzel söz kökü toprakta sabit dalları duaya duran eller gibi semaya yükselmiş güzel ağaca, çirkin söz de kökü yerinden sökülüp yerini yurdunu kaybettiği için cüruf hâline gelmiş, kuruyup çürümüş ağaca benzetilmiştir. Bu benzetmeler üzerinden sözün gücüne dikkat çekilmektedir. Ancak sözün güçlü olabilmesi için, onun hakikatin toprağında neş’et etmesi gerekir. Hakikatten kopan söz, toprağından kopan ağaç gibi çürür.Sûrenin son konusu, hakikatten neşet eden hak söze sırtını dönenleri bekleyen feci akıbettir (42-50). Bu akıbetten kurtulmanın tek yolu aktif bir akletme yeteneğine sahip olmaktır (51-52).