Duhâ sûresi, “Sabahın berrak aydınlığı, kuşluk vakti” anlamına gelen adını ilk âyetinden alır.İlk indirilen sûrelerdendir. 3. âyetinin de işaret ettiği gibi, vahiy sürecinde normal karşılanması gereken bir kesintinin, anormal olduğu veya tamamen kesildiği zannıyla büyük bir telaşın yaşandığı bir zaman diliminde nâzil olmuştur. Sûrenin baştan sona Allah Rasûlü’nün kişisel tarihine atıf yapan ve onu İnşâ eden bir sûre olduğu göz önüne alındığında, Müzzemmil-Kalem arasına, 5. sıraya yerleştirmek daha isabetli görünmektedir. Hz. Âişe’nin Kalem sûresi hakkındaki rivayeti de bu sıralamayı destekler.Rivayetler bu sûrenin bir vahiy kesintisinin (fetret-i vahiy) ardından indiğini söyler. Bu gerçek anlamda bir “fetret” olmasa gerektir. Henüz ilk vahiyler olması hasebiyle vahyin geliş sıklığını kestirememeden kaynaklanan bir telaş olarak değerlendirilmelidir. Allah Rasûlü iki vahiy arasındaki normal bir arayı kesinti sanarak endişeye düşmüş, bu sûre ile teskin edilmiştir (Fetret-i vahiy ile ilgili Müddessir’in girişine bkz).Duhâ, ikiz kardeşi sayılan İnşirâh ile birlikte motivasyon sûresidir. Rasulullah’ı teskin ve teselli etmekle kalmaz, ona gelecek hakkında müjde verir. Diğer ilk vahiyler gibi bu sûre de doğrudan Allah Rasûlü’nü İnşâyı amaçlamaktadır (96. sûrenin girişine bkz).Üç bölümlük sûrenin birinci bölümünü yeminler ve müjdeler oluşturur (1-5). İkinci bölümünde Allah Rasûlü’nün risalet öncesine dair haberler yer alır (6-8). Son bölümü Allah Rasûlü’nü doğrudan İnşâ eden âyetlere ayrılmıştır (9-11).Sûre, cehalet gecesini sona erdiren vahyin aydınlık sabahını ve o sabahı müjdeleyen geceyi şahit tutar ve der ki: “Rabbin seni ne terk etti, ne de darıldı” (3). Ve Allah Rasûlü’ne ebedî istikbal saadeti müjdelenir. Bu müjdelerin gelecekte gerçekleşeceğine dair garanti, geçmişte ona yapılan ilâhî ikramlardır. Ona bir zamanlar yetim, ne yapacağını şaşırmış ve ihtiyaç sahibi olduğu hatırlatılır. Son üç âyetin mesajı açıktır: sana verilen nimetlerin şükrü kendi cinsinden olmalıdır. O halde zayıfı koru, muhtacı gözet, en büyük nimet olan hidayetin sahibini unutma! Bunlar üzerinden hepimize verilen öğüt ise açıktır: rasul sizin için muhteşem bir nimettir; siz bu büyük nimeti unutmayın!