Sûre, adını 80. âyetinden alır. Hıcr, her ne kadar “kayalık arazi” ya da “kapalı havza” anlamına geliyorsa da, kadim zamanlardan beri kayıtlara geçmiş Semud kavminin yaşadığı yerin adıdır. Semud, debdebeli varlığı ve feci akıbeti bölge halkının ortak hafızasında yer tutmuş bir dünyevi refah uygarlığıdır. Sûre 99 âyettir.Tüm ilk tertipler Hicr’i Yusuf sûresinin ardına yerleştirir. Bu da boykot sonu veya sonrasına denk gelir. Dönem sûrelerinin tipik özelliği, geçmiş kavimlerin helâk kıssalarıdır. Sûre bunlar üzerinden ders verir.Konusu, dili, üslûbu ve ses yapısı sûrenin Mekkî olduğunun en açık göstergesidir. Buna ilaveten, hemen tüm otoriteler sûrenin tamamının Mekke’de indirildiğinde müttefiktirler (Besâir). Bazıları, Fâtiha’ya atıf olarak yorumlanan 87. âyeti Medenî sayar (Zemahşerî ve Râzî). Bunun sebeb-i nüzûl rivayetlerine yer açma dışında makul bir gerekçesi yoktur. Sûre her açıdan bir bütünlük teşkil eder (Krş: 6. sûrenin girişi). Süyûtî’ye göre sûre Hicret öncesi dönemde indirilen sûrelerdendir (İtkân).Ana konusu insandır. Bu nedenledir ki insanın elementer kökenine ilişkin Kur’an’da ender kullanılan terimler bu sûrede yoğunlaşmıştır (26, 28, 33). Sûrede işlenen diğer konular şöyle sıralanabilir: Emsali sûreler gibi meydan okuyan bir üslûpla vahiy, beşerî boyutu sürekli vurgulanan nübüvvet, insanlığın kolektif bilincini oluşturan tarih, insanın ebedî istikbali olan âhiret, bir kitab olarak takdim edilen tabiat ve insanın esas duruşu olan tevhid.Sûre, hem vahyin kayıtlı tabiatına atıf yapan el-Kitab oluşuna, hem de vahyin sözlü bir hitab olma vasfını dile getiren Kur’an oluşuna dikkat çekerek söze girer. Böyle bir giriş doğal olarak, sûrenin anahtar âyetlerinden biri olan şu ilâhî garantiyle taçlanacaktır: “Elbette bu uyarıcı mesajı kaynağından indiren Biziz; onun koruyucuları da kesinlikle yine Biz olacağız, Biz!” (9)Verdiği helâk olmuş uygarlık örnekleriyle, muhataplarının hafızasını tazeleyen sûrenin ana konularından biri de peygamberlik kurumudur. Bu çerçevede, vahyin şahsiyet inşâ edici fonksiyonunun en çarpıcı iki örneği bu sûrede yer alır: “(Öyleyse) onlardan kimilerine verdiğimiz geçici lezzetlere iltifat etme!” ve “Ölüm gelip seni buluncaya dek Rabbine kulluğu sürdür!” (88 ve 99)