Adını girişindeki sâd harfinden alır. Dâvud Nebî’yi konu alan kıssadan dolayı (21-26 ve 30-40) Dâvud Sûresi diye de anılmış, fakat bu isim yaygınlaşmamıştır.Mekke’de nâzil olmuştur. Tüm ilk tertiplerde Kamer-A‘raf arasına yerleştirilirse de bu sıra iniş yılıyla uyuşmamaktadır. İbn Abbas’tan nakledilen bir rivayete göre sûrenin 5-7. âyetleri, Mekke ileri gelenlerinin Ebu Talib’in yanında Rasulullah’ın tevhid davetine itirazlarına açıktan atıf içermektedir (Tirmizî, Ahmed ve İbn Sa‘d). İbn Hişam’ın naklettiği bir rivayetten, sûrenin Ebu Talib’in ölümüyle sonuçlanan hastalığı sırasında nâzil olduğunu öğreniyoruz. Ebu Talib Peygamberliğin 9. yılında (m. 619) vefat etmiştir. Eleştirel bir sûre olan Sâd, Mekki davette bir dönüm noktasıdır. Sûre, edebi etkinin öncelendiği kısa âyetli sûreler ile, anlamın öncelendiği uzun âyetli sûreler arasında köprüdür. Helâk olan kavimlerin şahsında müşrikleri eleştirirken, kendilerine güç ve iktidar verilen peygamberlerin şahsında da Allah Rasûlü ve mü’minleri teselli eder. Bu aynı zamanda Allah Rasûlü’ne gaybî bir ihbardır. Tabii ki bu Hz. Eyyub sabrıyla gerçekleşecektir (41-44). Eyyub kıssası üzerinden Allah Rasûlü’ne sabır telkin edilir. Kıssa anlatımındaki bu çift boyutlu süreç, bu sûrenin hemen ardından indirilen A’raf sûresiyle ayrıntı kazanacak, Sebe’, Kehf ve Yusuf sûresi ile sürecektir.Sûrenin ana teması, hatadan dönmekle hatada ısrar etmek arasındaki farktır.İlâhî bir inşâ projesi olan vahye atıfla başlayan ve biten sûrenin girişi bir önceki Sâffât’ın sonundaki geçersiz mazerete (168-169) bir cevap niteliğindedir. Haddini bilmezlik ve ataları körü körüne taklide saplanan müşrik muhataplara hatada ısrar etmemeleri öğütlenir (1-12). Çünkü hatada ısrar edenlerin akıbeti feci olmuştur (13-16). Hz. Dâvud hatada ısrar etmemenin, Hz. Süleyman servet ve iktidarla şımarmamanın güzel birer örneğidir (17-40). Bu iki kıssa bağlamında güç ve güç ahlâkı sorgulanır. İktidar ve refahın baştan çıkarıcı boyutu dile getirilerek, buna direnenlerle direnmeyenlerin Allah katında bir tutulmayacağı vurgulanır (28). Ve ardından sıralanan peygamberlerle hassaten Allah Rasûlü’nün tasavvuru inşâ edilir (41-48). İyilerin ve kötülerin âhiretteki ödül ve cezaları ele alınır (49-64). İblis kıssası özelinde, hatada ısrarın sahibini ne hallere düşürdüğü vurgulanır. Vahyin amacı insanı İblisleşmeye karşı uyarmaktır. Bu uyarıya karşı kör ve sağır davrananlar, son âyette şöyle uyarılır: “Onun verdiği haberin (gerçek olduğunu) bir zaman sonra mutlaka öğreneceksiniz” (88).Sûre, Basra taksimine göre 85, Hicaz taksimine göre 86, Kûfe taksimine göre 88 âyettir.