Sûre “kesin ve açık delil” mânasına gelen Beyyine adını ilk âyetinden alır. Bazı mushaflarda bu adla yer alsa da Allah Rasûlü’ne isnad edilen bir haberde lem-yekunillezîne keferû diye anılır (Müslim ve Buhârî). Kayyime ve Beriyye olarak da isimlendirilmiştir.Sûrenin konusu, onun Medine’de indiğine delâlet eder. Sûrenin içeriği Mekke’de indiği yolundaki görüşleri desteklemez. Sûrenin kendisi kısadır. Fakat âyetlerinin uzunluğu Medenî sûrelerle uyum içindedir. İlk tertipler sûreyi Haşr sûresinin önüne yerleştirir. Bu, Nadiroğulları kuşatmasının yapıldığı 4. yılın Rebiulevvel ayı öncesine denk gelir.Sûrede delil ile iman arasında dolaysız bir bağ kurulur. Ana fikri şudur: Kurtuluş kıdemli ve sabık olanın değil, hakikate sadık olanındır. Sûre boyunca kendilerine atıf yapılan kitap ehli, Medine Yahudileridir. Onlar vahiy ve nübüvvet gerçeğine iman ettikleri halde, son vahye ve son nebiye iman etmediler. Dahası vahiy ve nübüvveti inkâr eden müşriklerin safında yer aldılar. Üstelik bunu hakikatin apaçık delilleri geldikten sonra yaptılar. Oysa onlar önceleri, yakında gelmesi beklenen Nebi ile müşrik Arapları alt edeceklerini iddia ediyorlardı (94:89). Hakikat, kesin ve açık delilleriyle ortada olmasına rağmen sırf hasetlerinden inkâra saptılar (94:109).Kitap ehli böyle yapmakla kendi kitaplarına ve rasullerine de güvensizlik sergilemiş oluyorlardı. Sûre, bu tarihî olay üzerinden, doğal bir beklentiyi dile getirir: Önceki vahye mensubiyet iddiasının isbatı, aynı zincirin son halkasına imanda öne geçmektir. Oysa onlar, müşriklerden bile geri kaldılar. Birçok müşrik iman ederek Allah Rasûlü’nün etrafında yer alırken, onlar kurtuluşu teslimiyet ve sadâkatte değil kıdem ve sebkatte aradılar.Sûre bu örnek olay üzerinden her çağa ve herkese seslenir: Hakikat kendisini her zaman ve zeminde farklı dillerden, farklı usul ve üslûplarla yeniden ifşa eder. Hakikatin yeni tecellilerini sırf ‘bize’ ait olmadığı veya kıdemli olduğumuz için reddetmek, bu sûrenin azarına muhatap olmaktır. Sûrenin son âyetlerinde onlar yaratıkların en şerlileri, böyle yapmayanlar da yaratıkların en hayırlıları olarak nitelenmiştir.