Adını ilk âyetinden alır. İlk mushaf ve tefsirlerde bu adla anılır. Buhârî ilk âyetinin tamamıyla anmıştır. İhlas sûresiyle birlikte “hastalığı def eden ikili” anlamına el-Mukaşkışeteyn de denmiştir. Tıpkı 112. sûreyi olduğu gibi, bu sûreyi de İhlas adıyla ananlar olmuştur.Mekke’de nâzil olmuştur. Osman ve Cabir b. Zeyd tertiplerinde Ma‘ûn-Fil arasında 18. sırada yer alır. İbn Abbas tertibinde ise Fil-İhlas arasında yer alır. Tesbit edebildiğimiz kadarıyla sûrenin en isabetli yeri Mâ’ûn-Tebbet arasıdır. Nübüvvetin 2. yılına tarihlendirilmelidir. Sûre 6 âyettir.Sûrenin konusu İslâm akidesinin temeli olan tevhiddir. Bu sûre İhlas ile birlikte kelime-i tevhidin tefsiri niteliğindedir. Lâ ilâhe’yi Kâfirûn sûresi, illallah’ı İhlas sûresi tefsir ve temsil eder.Ana fikri tek cümledir: İmanda pazarlık olmaz. Tersi de geçerli: Pazarlık olan yerde iman olmaz. Sûre, bir imanda kararlılık ve sebat sûresidir. Aynı zamanda, Kur’an’ın ilk muhatabını İnşâ örneklerinin de başında gelir. Bu sûre, dünyanın en halim selim insanını, “Vallahi ey amca, Güneş’i sağ elime Ay’ı da sol elime koysanız, Allah’tan aksi yönde bir emir gelmediği sürece ben bu dâvâdan asla vazgeçmem!” (İbn Hişam, es-Sîra II, 101) diyecek destanî bir kararlılık noktasına getiren sürecin işaret taşlarından biridir. Vahidi’nin ve İbn İshak’ın naklettiği şu nüzul sebebi rivayeti bilinmeden sûre hakkıyla anlaşılamaz:“Allah Rasûlü Kâbe’yi tavaf ediyordu. Kavmin yaşlıları olan Esved b. Muttalib, Velid b. Muğire, Umeyye b. Halef, ‘Âs b. Vail önüne geçip şu teklifte bulundular: ‘Ya Muhammed! Gel (bir sene) biz senin kulluk ettiğine kulluk edelim, (bir sene de) sen bizim kulluk ettiğimize kulluk et. Bu sayede biz seninle bu işte ortak olalım. Eğer seninki bizimkinden hayırlıysa, biz o hayırdan payımızı almış oluruz. Yok eğer bizim taptığımız seninkinden hayırlıysa, sen ondan mahrum kalmamış olursun.’ Allah da bunun üzerine bu sûreyi indirdi. Rasulullah ertesi sabah Kâbe’de onlara bu sûreyi okudu. İşte o zaman ondan ümitlerini tamamen kestiler.”İbn Abbas şöyle der: “Ondan tamamen ümit kestiler; ona ve ashabına eziyet etmeye işte o zaman başladılar.” Bu tesbit de gösteriyor ki, bu sûre tıpkı Necm sûresi gibi Mekke döneminin kırılma noktalarından biridir. Suskunluk ve alay dönemlerinin ardından bu sûre ile baskı dönemi başlamıştır.