Adını ilk âyetinden alır. Daha sahabe döneminde Necm adıyla anılmıştır. Mekke’de inmiştir. Muhammedî davetin Mekke dönemi dört merhaleye ayrılabilir: 1) Suskunluğa mahkûm etme. 2) Alay. 3) İftira. 4) Fiili saldırılar. Kureyş putlarının isim zikredilerek açıkça yerildiği ilk sûre olan Necm, bireysel davetten toplumsal davete geçişte yepyeni bir merhaleyi temsil eder. Tamamen ya da kısmen Medenî olduğuna dair rivayetler mesnetsizdir. İlk tertiplerin tümü İhlas-Abese arasına yerleştirirler. Buna göre üçüncü veya dördüncü yılda tek celsede veya peyderpey indirilmiş olmalıdır.İbn Abbas’a göre Necm sûresi, Allah Rasûlü’nün Mekkelilere vahiyle ‘meydan okuduğu’ ilk sûredir (Buhârî). Mekke müşrikleri daha önce vahyin çağrısını duymazdan gelmişlerdi. Katılmamışlarsa da, açıkça saldırıya da geçmemişlerdi. Tanrılarının eleştirilmesi üzerine, tavır değiştirerek vahye ve onun büyük davetçisine karşı saldırgan bir tavır takındılar.Bu sûre, Fecr’den sonra nüzul sürecinde kıssaların silsile halinde yer aldığı ikinci sûredir. Fecr’de yer alanlara, bu sûrede Hz. Mûsa, Hz. Nûh ve Mu’tefike kıssaları ilave edilir.Sûre ilk bölümünde vahiy ve onun ilâhî kaynağına atıf yapar. Allah Rasûlü’nün vahiy meleğiyle iki ayrı buluşmasını dile getirir (1-18). Bu hem Allah Rasûlü ve mü’minleri teyit ve teşvik hem de inkârcıları tenkit ve tekdir amacı taşır. Vahye yönelik iftiralara cevap vermeye ve’n-necm diye başlar. Bu, “gök” ve onun hayranlık verici haşmetinden yola çıkarak vahyin aşkın ve yüce kaynağına zihnî intikali sağlamak içindir. Bu girişte, makro kozmos olan evren ile mikro kozmos olan insan arasında ilginç bir bağ kurulur. Buradan yola çıkarak, insanın bozuluşuyla evrenin bozuluşu arasındaki bağlantıya zımnî bir atıf yapılır. Bunun ardından Kureyş’in bozulmuş tanrı tasavvurunu ve bu tasavvurun ürünü olan sahte ilâhları ele alır (19-32). Sûre, insanın ebedî istikbali ve bu istikbalde kendisini bekleyen ödül ve ceza konusuyla son bulur (33-62).Sûrede, tüm zamanlar ve mekânlarda geçerli olan ilâhî ilkeler şöyle dile getirilir: “Hiç kimse bir başkasının sorumluluğunu taşımaz; ve insan başkasının değil, sadece kendi çabasının karşılığını görecektir” (38-39).Kûfe sayımına göre 62, diğer okullara göre 61 âyettir.