Sûre, İslâm coğrafyasının batısında 28-45 arasındaki kıssaya istinaden Mü’min, doğusunda 3. âyetine istinaden Ğâfir adıyla şöhret bulmuştur. Tirmizî, Allah Rasûlü’nün sûreyi Hâ-Mîm el-Mu’min olarak andığı bir hadise yer verir.Mekkî olan sûre, Ebu Talib’in vefatının ardından inmiş olmalıdır. Çünkü “Şimdi siz, Rabbim Allah’tır dediği için bir insanı öldürecek misiniz” (28) ifadesini Hz. Ebubekir, Mekke’nin ‘zındıklarından’ Yahudi asıllı Ukbe b. Ebi Muayt’ın Rasulullah’a saldırısını engellerken kullanmıştır (Buhârî). Bu tür fizikî saldırılar Ebu Talib’in vefatından sonra ve hicretten önce gerçekleşmiştir. Yani sûre, ailenin diğer üyeleriyle birlikte, Rasulullah’ın varlığına kastedilen bir dönemde inmiştir. Muhtemelen boykot sırasına veya sonrasına denk gelir. Mushafta da iniş sırasına göre dizilen yedi sûrelik Hâ-Mîm ailesinin ilkidir. İlk tertiplerde, Zümer-Fussılet arasında yer alır.Sûrenin konusu insandır. Sûrede insan, Yaratıcı karşısında haddini, yaratılmışlar karşısında değerini bilmeye çağırılır. Küstahça büyüklenenlerin kalbinin mühürlenmesi (35), İlâhî mesajları bile bile reddedenlerin zihnî savruluşu (63) bunun ifadesidir. Sûrede bir dip akıntısı gibi sahte değerlere yaslanan insanın nasıl hakikate ve kendisine yabancılaştığı vurgulanır. Servet, güç tutkusu, ilerleme miti, gösteriş, iktidar ve büyüklük hırsının insanoğlunun ayaklarını nasıl yerden kestiği şöyle vurgulanır: “Onların içinde hiçbir zaman erişip (tatmin) olamayacakları bir büyüklenme tutkusu vardır, başkası değil.” (56) Haddini bilmezliğin, sahibini Allah’ın âyetlerini polemik konusu yapmaya götürdüğü dile getirilir (4, 35, 69). Allah’a kulluktan insanı uzak tutan şeyin bu küstahça tavır olduğu ifade edilir (60). Ve kullar duaya davet edilir: “Bana dua edin ki ben de kabul edeyim” (60).En çürümüş ortamlarda dahi diri vicdanların bulunabileceğine, Firavun’un ailesi arasında kendini gizleyen mü’min örneğiyle vurgu yapılır (28).Son âyet, azabı gördükten sonra iman etmenin kişiye hiçbir yararı olmayacağını dile getirir. Bu sayede, imanın her tür dayatma dışında özgür iradeye dayalı bir tercih olduğuna dikkat çekilir (85). Sünnetullah budur: Firavunlaşmış her akıl er geç sahibini imha eder.Kûfe okuluna göre 85, Mekke ve Medine okullarına göre 84, Basra okuluna göre 82 âyettir.